Yeşil Tepelerin Yükseklerinde

Robb Report / Ocak 2018

Virunga Dağları ve ötesinde konuşlanan lüks kamplar Afrika’nın safari güzergahları arasında beklenmedik biçimde yıldızlaşan Ruanda’nın yükselişine katkıda bulunuyor.

HAZIRLAYAN: JACKIE CARADONIO

Mevsim yağmurlarıyla yeşile kesmiş hayat dolu enginlik, batıda görkemli Bisoke Dağı’nın ve kuzeyde engebeli tepelerin koruması altındaki bu saklı bahçe, öğleden sonra güneşiyle ışıl ışıl. Ne var ki bir dizi sarp basamağı tırmanarak doğudaki zümrüt tepenin zirvesine ulaşmaya çalışırken kendimi nefes nefese bir halde ayakta dikilirken buluyorum. Soluğumun kesilmesinin nedeni belki yükseklik ya da belki doğrudan üzerime düşen tüm o altından huzmeler.

Yukarı, daha yukarı ve daha da yukarı çıkarken bana rehberlik eden Ruanda’daki yeni Bisate Lodge’un müdürü Ingrid Baas, “Bu basamaklardaki her taş insan eliyle taşındı” diyor. Başımı sallayıp ketum bir gülümsemeyle karşılık veriyorum; “vay canına” ve “biraz daha anlatsana”nın kombinasyonu olacağını umut ettiğim bitkin bir jest. “İnsanlar sırtlarında yüzlerce kiloluk yüklerle bu tepeye tırmandı. Sergiledikleri fiziksel çaba inanılmazdı.” Sessiz, mütevazı bir baş işaretiyle cevap verirken daha ne kadar yolumuz kaldığını merak ediyorum.

Sonunda ana binaya varıyoruz ama ne varmak… Bisate, şimdiye dek gördüğüm safari kamplarının hiçbirine benzemiyor. Kubbeyi andıran tavanıyla Sahra Çölü’nün güneyinde sık rastlanan geleneksel tenteli yapılara benziyor biraz. Tek eksik kanvas şezlonglar ve tahta valizler. Onların yerine kürk şallarla kaplı alçak koltuklar, binlerce minik cam parçasından oluşan uçuk yeşil avizeler ve her yerde genişçe dalgalanan kavisler var. Terastan dışarı göz attığımda vadinin, dağların ve tepelerin panoramik manzarası karşısında bir kez daha nefesim kesiliyor.

Bisate, hem oraya ulaşmak için harcanan çabayı hem de inşa edilmesi için verilen emeği sonuna kadar hak ediyor. Altı odalı kamp, Botsvana merkezli safari şirketi Wilderness’ın yaklaşık 10 yıl süren araştırma ve planlama çalışmalarının ürünü. Dian Fossey’in bölgedeki primatlar üzerine meşhur araştırmalarını yaptığı Yanardağlar Ulusal Parkı’nın kenarında kurulu olan kamp, estetik bir şaheser olduğu kadar Wilderness açısından benzerleri arasında bir başyapıt da. Şirket CEO’su Keith Vincent, “Diğer projelerin hiçbirinde böylesine ödüllendirildiğimi hissetmedim” diyor. “Yerel halkın kurulması için harcadığı çabalardan etraftaki köylerin onunla ne denli gurur duyduğuna kadar her parçası aklımı başımdan alıyor.” Bir tepenin yamacındaki kampın neredeyse tamamen insan gücüyle inşa edilmiş olması gerçekten de mucizeden farksız.


Robb Report / Seçilmiş İçerikler


Robb Report Sayılar