İskoçya'da Ustalaşmak

Robb Report / Ocak 2018

INDIAN MOTORCYCLE’IN SON DERECE MODERN GEZİ MOTOSİKLETİ, İSKOÇYA’NIN VAHŞİ VE TEHLİKELİ KUZEY ROTASINA MEYDAN OKUYOR.

YAZI VE FOTOĞRAFLAR: CHRISTOPHER P. BAKER

Arduvaz grisi göğü yağmurun habercisi olsa da Edinburgh’un Old Town’ı yaklaşan Festival Fringe yüzünden turist kaynıyor. Siyah-krem tonlarındaki Indian Roadmaster’ım yünlü İskoç eteğini kuşanmış kapı görevlisinin dalgın dalgın dikildiği gösterişli G&V Royal Mile Hotel’in dışında park edilmiş durumda. Gelip geçenler retro çekiciliğiyle göz alan motosikletin fotoğraflarını çekiyor, ben Kuzey İskoçya’ya doğru yola koyulmak için hazırlıklar yaparken üzerine oturmak için yalvarıyorlar.

Roadmaster gerçek bir ilgi odağı ve İskoçya’nın North Coast 500’ünü kat etmek için fazlasıyla ihtişamlı bir araç. Inverness’te başlayıp biten 805 kilometrelik döngü, Britanya’nın yabani kuzeybatı ucunda dolambaçlı bir rota izliyor. 2014’te Prens Charles’ın kâr amacı gütmeyen girişimi North Highland Initiative’in oluşturduğu ve şimdiden ikona dönüşen NC500, keyifli virajları ve kıvrımları, destansı manzaralarla bir araya getirerek Britanya Adaları’ndaki en heyecan verici motosiklet yolculuğunu vaat ediyor.

Roadmaster’ı 2015’te Güney Afrika’da kullandım, dolayısıyla bu dev makinenin NC500’ün dirençli ve baş döndürücü tek şeritli yollarının altından kalkabileceğini biliyorum. Indian’ın 7 inçlik dokunmatik ekranlı ara yüzle donanmış yeni Ride Command telematik sistemi sayesinde özgeçmişi yeterince kuvvetli; ayrıca klasik tasarımı İskoçya’nın en seçkin tarihi otellerinden bazılarını ziyaret etme planıma gayet uygun. Edingburgh’taki Saltire Motorcycles’tan kendime yeni bir Roadmaster ayarlayıp, Inverness’e gitmek üzere şehirden ayrılıyorum.

Inverness yolculuğuma başlayalı beş dakika geçmeden, solumda, neredeyse dokunabileceğim bir mesafede bir geyiğin koştuğunu fark ediyorum. Çam ağaçlarıyla dolu bir alanın ortasındayım ve yol dün geceki yağmur yüzünden kaygan. Birden geyik sağa yönelip ok gibi önüme fırlıyor. Fren kolunu çektiğimde panikleyen geyik ön panele çarpıyor ve ben o anda Indian’ın ABS sistemine şükrediyorum.

Inverness’te otele dönüştürülen Georgia döneminden kalma Rocpool Reserve’den ayrılırken yine yağmur yağıyor. Wick’e gitmek için A9’a girip sahille buluştuğumda kalın sis tabakası yüzünden Kuzey Denizi’ni zar zor görüyorum. Sıradan bir motosiklette iliklerime kadar ıslanırdım ama tam donanımlı bu tourer’da yarasa kanadı şeklindeki kaporta kaplaması ve ayarlanabilir elektronik siper camı (gidon barlarındaki düğmeyle aktive edilen 4 inçlik menziliyle) ıslanmamamı garantiliyor. Neyse ki, kötü hava şartlarından kaçınabileceğim bir dolu ilginç yer var. Brora’nın güneyinde masal kitaplarından fırlamış kuleleriyle Loire Vadisi’nden ışınlanmış gibi görünen Dunrobin Şatosu’nda duruyorum.


Robb Report / Seçilmiş İçerikler