Dejavu hissi nereden geliyor?

Psychologies / Temmuz 2017

“Daha önce buraya gelmiştim”, “Bu anı daha önce yaşamıştım”, “Bu kişiyi daha önce görmüştüm”… Hepimiz bu anları tanıyor, bu deneyimleri biliyoruz. Bunlar birer hafıza oyunu mu, bilinçdışı mı, duygularımız mı? Peki, bu etkileri nasıl açıklayabiliriz?

Bazen gündelik hayatımızdaki herhangi bir şeyi daha önce yaşamışız gibi hissediyoruz. Arkadaşlarla çıktığımız bir yemekte, daha önce ordaymışız gibi bir duygu oluşuyor. Hatta bu yaşantının önceden kestirilebilir olduğunu düşünüyoruz. Peki yabancı bir şehirdeyken veya tanımadığımız biriyle beraberken nasıl dejavu olabiliyor? Yer, kişiler, olaylar, hepsi bize tanıdık geliyor. Bu yaşadığımız bizde ilginç bir his

bırakıyor ve merak uyandırıyor. Sanki bir sihir varmış da aynanın öteki yüzüne geçmişiz gibi geliyor adeta. Bu ilginç his yaşadığımız anı belirsiz, geçmişi tanıdık ve geleceği gizemli kılıyor. Son yıllarda beyin üzerine yapılan araştırmalar bu gizemli kapıyı biraz aralamaya başladı.


Sihirli bir nesne

İnsanların yaklaşık yüzde 70’i bu dejavu hissini daha .nce hayatlarında en az bir kere yaşadıklarını söylüyorlar ve bu yaşantıyı kolayca unutamıyorlar. Zaman algımız, bilincimiz hatta bilin.dışımızla alakalı birçok sorunun kafamızın içinde gezinmesine neden oluyor. İtalyan Filozof Remo Bodei, dejavu kelimesinin 1876 yılında ortaya çıktığını ama aslında bu fenomenin ta ilkçağa kadar uzandığını söylüyor. Platoncu ve Pisagorcu filozoflar geçmiş hayata dair anılar gördüğümüzü söylerler.Stoacılar ise dejavudan “kendine sonsuz dönüş” olarak bahsediyorlardı. Aristoteles ise bu durumu ruhsal bir sorun olarak değerlendirmişti. 4. yüzyılda ise Aziz Augustinus bu duruma endişeli yaklaşıyordu. Ona göre kilise bu ilginç duyumdan kuşku duyuyordu ve şeytanın işi olduğunu söylüyordu. Sanatçılar, yazarlar ve şairler, bu tarz ilginç bir ilhamdan mahrum kalamamışlardı. “Hayır, zaman, değişeceğim konusunda böbürlenme” diyordu Shakespeare, çünkü her şey dejavu gösterisiydi. 19. yüzyılda bu fenomen edebiyat dünyasında Dickens’tan Chateaubriand’a, Baudelaire’den Proust’a kadar birçok

yazar tarafından ele alınmaya başlanmıştı. Proust şöyle diyordu: “Eğer gücün varsa, geçerken yakala ve sana önerdiğim bu mutluluk bilmecesini çöz.” Jean-Bertrand Pontalis, geçen yüzyılın sonunda, “Güncel olarak yaşadığım şeyler bazen başka şekillerde, başka

hayatlarda, başkasının veya benim mi?” demişti.


Psychologies / Seçilmiş İçerikler


Psychologies Sayılar