yemek yeme sanatı

Psychologies / Temmuz 2020

Tüm alışkanlıklarımızı etkileyen COVID-19, beslenme problemlerini de beraberinde getirdi. Ama bilinçli farkındalıkla beslenmek sağlımızı korumamıza yardımcı olabilir.
Değişen beslenme alışkanlığını, “Karantina sürecinde tüm hayatım boyunca yemediğim kadar çok tatlı pişirdim herhalde” diyerek anlatıyor 32 yaşındaki Selin. Hayati fonksiyonlarımızın başında gelen yemek yeme eylemi, çoğu zaman
içinde bulunduğumuz duygu durumu hakkında ipuçları taşır ve ona göre şekil alır. Genellikle yas dönemi için kullanılan “Yemeden içmeden kesilme” sözü bu güdülenmemizi ortaya koyuyor aslında. Yaşanan bir kaybın ardından yemek yeme isteği sınırlanır, kaygılı veya travmatize olduğumuz dönemlerde de yine iştah kaybı yaşayabiliriz. Tabii Selin’in örneğinde olduğu gibi durum tam tersi de olabilir; yemek yemenin mutluluk verdiğini düşündüğümüzde, mutsuz ve çaresiz hissettiğimiz zamanlarda kendimizi daha iyi hissetmek için yemek yemeye karşı şiddetli bir istek duyar, sürekli hoşumuza giden yiyecekler tüketmek isteriz. Her iki durum da oldukça doğal ve çoğunlukla bizim kontrolümüzde olmayan şekilde gerçekleşir. Hayat tarzıyla beraber şekillenen yemek yeme düzeni hem bedensel hem de ruhsal sağlığımızla 1birlikte hareket eder. Bugüne
kadar modern hayatın kendimize ayırdığımız zamandan çalması, yeme eylemini ikinci plana atmamıza neden oldu. Hazır yemeklere yöneldik, yemek saatlerini sirkadiyen ritmimizin dışına çıkardık ve öğün düzeninde tutarlılığı sağlayamadık. Ancak tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 ile gelen karantina süreci çoğumuzun yeme alışkanlıklarını değiştirdi ve yeniden sorgulatır oldu. Özellikle değişen .alışma düzeni ve daha fazla evde zaman geçiriyor olmak, hijyen kaygısıyla birlikte dışarıdan yeme alışkanlıklarını da kısıtladı. Daha önce mutfağa girmemiş kişilerin dahi yemek yapma deneyimi yaşamasına fırsat sundu. Tüketim alışkanlıklarımızı kısıtlamamız, kendi yemeğimizi yapmamız ve hatta bazılarımızın kendi gıdalarını
üretmeye başlaması elbette olumlu bir gelişme. Ne var ki bu süreçte kontrolsüz beslenme kontrolsüz kilo alımını da beraberinde getirdi ve “sağlıksız yaşam” konusunda yeni bir kaygının doğmasına sebep oldu. Karantinada fiziksel ve ruhsal sağlık Kaygıyla sığındığımız yeme eylemi çoğumuzda ihtiyaç gidermenin ötesine geçip medite bir faaliyet halini aldı. Kaygı ve stresi yenmenin keyifli bir yöntemi olarak gördüğümüz yemek yemeyi kontrol altında tutabildiğimizi söylemek güç, üstelik bunun bilimsel bir dayanağı var. Psikolog, eğitmen ve danışman Nil Madi, psikolojik temelli yeme durumunu, “Stresli hissettiğimizde, vücudumuz stres hormonu olarak bilinen kortizol salgılar. Kortizol ile birlikte savaş ya da kaç. tepkisi veririz, dolayısıyla stresli zamanlarda vücudumuzun yakıta ihtiyacı vardır” şeklinde açıklıyor. Madi, “Bu dönemde makarna, bisküvi, cips gibi karbonhidrat ve yağlı besinlerle beslenmiş ve kilo almış olmamız ve aldığımız bu kilolardan dolayı ekstra stres
yaşamamız gayet normal” diyor. Yaşadığımız değişimlerin ardından yazın gelmesi ve yeni normal sürecinde kimimizin işe dönüp sosyal hayata dahil olmasıyla beraber kaygıyla yeme durumu yerini kilo kaygısına bıraktı. Bu aşamada psikolog Nil Madi, öncelikle durumu kabul ederek başlamamızı öneriyor. H.l. olduk.a stresli olduğumuz ve muhtemelen bir süre daha stresli olmaya devam edeceğimiz bu sürecin bizim kontrolümüzde olmadığını söyleyen Madi, kontrolümüzde olan şeylere  odaklanmamızı, başka bir deyişle, stresle baş ederek gevşemeyi öğrenmemizi tavsiye ediyor. Stresle baş etmek için yüzlerce farklı yöntem olduğu gibi, herkesin mücadele şekli de oldukça farklı olabilir. Nefes egzersizleri ve meditasyon yapmak,
spor yapmak veya aromaterapiden faydalanmak yaygın yöntemler arasında.

Psychologies / Seçilmiş İçerikler


Psychologies Sayılar