TÜRKİYE’DE GÖRMENİZ GEREKEN 21 ANTİK KENT

National Geographic Traveler / İlkbahar 2021

İmbrigion anıt mezarları, Silifke yakınlarındak birkaç yüz nüfuslu Demircili köyünde hiç beklenmedik bir keşif sunuyor.
AIGAI, MANİSA

Yunt Dağı’nda yer alan ve farklı dokusu ile öne çıkan Aigai, hem keyifli doğa yürüyüşleri yapma, hem de antik yapıları keşfetme olanağı sunuyor. Hellenistik Dönem’de (İÖ 330–İÖ 30) Pergamon ile güçlü bağları olan kentin o zamanlar önemli bir üretim merkezi olduğu düşünülüyor. Çok iyi korunmuş antik yolu ile stoa, agora, macellum ve tiyatro gibi yapıları burayı ziyarete değer kılıyor. Kenti gezenlere eşlik eden manzaralar da cabası.

PRIENE, AYDIN

Çok az Romalılaşmış bu kent kendine has bir asilliğe –ve auraya– sahip. Kente çıkan dik merdivenleri tırmanıp bambaşka bir dünyaya adım attığınız zaman ne demek istediğimizi daha iyi anlayacaksınız. Bir yandan Dilek Dağı’na (Mykale veya Samsun Dağı olarak da biliniyor), bir yandan da çam ormanlarına yaslanan bu kentteki yapılar, yüzlerce yıldır olduğu gibi, adeta vakur ama dostça bir havayla sizi karşılıyor. Kalabalık ziyaretçi gruplarından uzak olan bu kentte gezerken yüzünüze nedensiz bir gülümseme yerleşebilir, hazır olun. Bir zamanlar Ege Denizi olduğunu bildiğiniz Söke Ovası’nı izlerken kendinizi kentin eski bir sakini gibi hissedeceksiniz.

NYSA, AYDIN

İÖ 3. yüzyılda kurulan Nysa’nın Roma döneminde önemi oldukça artmış ve bir eğitim ve kültür kenti hâline gelmiş. Öyle ki kent, Efes’teki Celcius Kütüphanesi gibi, Anadolu’nun en iyi korunmuş kütüphane örneklerinden birine ev sahipliği yapıyor. Alandaki bir diğer dikkat çekici yapı ise iyi korunmuş tiyatro. Sahne binasında yer alan ve Dionysos’un hayatının betimlendiği frizler de es geçmeye gelmez.

LABRANDA, MUĞLA

Antik kent dediğimize bakmayın, Latmos Dağları’nın eteklerinde yer alan Labranda aslında bir yerleşim değil, bir kült merkezi. Buradaki ilk yerleşimin ne kadar geriye gittiğini söylemek zor; ama en parlak dönemini Karya Bölgesi’ni İÖ 4. yüzyılda Persler adına idare eden Hekatomnos Ailesi döneminde yaşadığı biliniyor. Kült merkezindeki yapıların çoğu Mausolos ve İdrieus (İÖ 4. yy.) dönemine tarihleniyor. Görülmesi gerekenler arasında Zeus Labraundos Tapınağı, kutsal çeşme, anıtsal merdiven ve tüm sitenin iyi korunmuş törensel yapısı yer alıyor –tabii bir de Milas ovasına bakan manzara.

KAUNOS, MUĞLA

Türkiye’nin en güzel doğal alanlarından biri olan Dalyan Deltası’nı mesken tutan bu kent, antik Karya ve Likya bölgelerinin kesiştiği sınırda yer alıyor ve her iki bölgenin özelliklerini de taşıyor. “Kral mezarları” olarak bilinen tapınak cepheli mezar yapılarıyla ünlü olan Kaunos, diğer pek çok antik kent gibi antik dönemde önemli bir liman kentiyken, biriken alüvyonlar sonucu denizle arasına mesafe girmiş. Ancak antik limana bakan tiyatrosundayken limanı çevreleyen yapıların haşmetini, limanın hareketliliğini ve buraya girip çıkan gemileri hayal etmek hiç zor değil.

STRATONIKEIA & LAGINA, MUĞLA

İÖ 2000’lerden 1950’lere kadar yoğun yerleşim görmüş önemli bir Karya kenti olan Stratonikeia ile ilgili ayrıntılı bilgiyi sayfa 8’de bulabilirsiniz. Antik Çağ’da Stratonikeia’nın bağlantılı olduğu Lagina Kutsal Alanı ise sıradışı bir hikâye anlatıyor. Anadolulu karakteri ile öne çıkan ve tapınımında kendine has özelliklere sahip tanrıça Hekate’ye adanan bu kutsal alan, Stratonikeia ziyaretinize mutlaka eşlik etmeli.

KNIDOS, MUĞLA
Datça Yarımadası’nın ucunda yer alan ve bir yanı Ege, bir yanı da Akdeniz kabul edilen bu kent bir başka Karya yerleşimi. Eğer antik kente denizden gelirseniz (ve antik limana demirleyip karaya oradan çıkarsanız) bambaşka bir deneyim sizi bekliyor olacak. Kentin dokusunu, yapılarını ve antik döneme adım atma hissini veren Liman Caddesi’ni keşfettikten sonra akropole tırmanıp tüm yerleşimi −ve manzarayıkuşbakışı izleyebilirsiniz.

KIBYRA, BURDUR
Güneybatı Anadolu’daki dört farklı kültürün (Karya, Likya, Pisidya ve Frigya) kavşağında yer alan Kibyra, İÖ 3. yy.’da kurulsa da asıl gelişimini Roma İmparatorluğu döneminde yaşamış; stadyum, odeon, agora, tiyatro ve hamam gibi anıtsal yapılar art arda inşa edilmiş. Odeonun eşsiz bir özelliği var: Zemindeki opus sectle (renkli mermer plakalar) yöntemiyle yapılan –ve bilindiği kadarıyla türünün tek örneği olan– Medusa tasviri (bkz. sayfa 24).

TLOS, MUĞLA
Akdağlar’ın batı yamacındaki Tlos adeta bir kartal yuvası. Kentin merkezinde yükselen akropol kayalığı bir yandan dağa, bir yandan da ovaya hâkimiyetinin simgesi. Tarihsel katmanlarıyla öne çıkan antik kentlerden biri olan Tlos, anıtsal yapılarıyla da insanı etkiliyor. Akropolün sarp sırtları kaya mezarlarıyla bir dantel gibi işlenmiş; Kimera’yı öldüren Likya kahramanı Bellerophon da kentin en anıtsal mezarında ölümsüzleştirilmiş.

National Geographic Traveler / Seçilmiş İçerikler


National Geographic Traveler Sayılar