Virüsün Bize Ettikleri

Marie Claire / Temmuz 2020

Karantina sürecini adım adım geride bırakıyoruz, pandemi ise tam gaz devam ediyor. Peki COVID-19 salgını psikolojimizi nasıl etkiledi? Önümüzdeki dönemde bizi psikolojik anlamda neler bekliyor? Elvin VURAL
TÜRKİYE'DE İLK COVID-19 vakasının açıklandığı hafta, sahip olduklarımı koruma ve hayatımı alıştığım gibi sürdürme içgüdüsüyle eve girmeyi reddettim. Sadece iki gün sonra tablo bambaşka bir hal alınca ben de eve çekildim. Krizi öyle pek soğukkanlılıkla karşılayamadım. Uykularım kaçtı, iştahım kapandı, vaktini iyi geçirenlere özendim, her şeye ramen mutlu ve huzurlu görünenlere öfkelendim. Onlarca duygu ve düşünceyi saatlere, günlere sığdırmayı becerdim. Ben hezeyanlar içinde, sevdiklerimi zihnimde diri diri mezara gömerken; terapistimin COVID-19 sürecindeki ikinci görüşmemizde bana sorduğu soruyu hiç unutmuyorum: "Şimdi bunu hayal etmek çok zor ama her ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın, bu süreç bittiğinde ne kadar güçlenmiş olacağınızı hiç düşündünüz mü?"
COVID-19 öyle bir bela ki, kelimenin tam anlamıyla varoluşsal bir kriz yaşıyoruz. Okullar kapandı, evden çalışmak norm haline geldi, restoranlar kepenk indirdi ve hala sevdiklerimizle kolay kolay bir araya gelemiyoruz.
Bir nevi gelecek provası... Vaka ölüm sayıları birer rakama dönüşerek anlamını yitirmiş halde üzerimize yağarken, işsizlik oranları aldı başını gidiyor. Bu değişikliklerden herhangi biri tek başına bizi sarsmaya yeterdi ama biz tümünü aynı anda yaşıyoruz.
Bu yazı için görüşüne başvurduğum, 'Belirsizlikle Barışmak Kaygı ve Endişeyi Yönetmek - Korona Günlükleri' adlı yeni kitabı kısa bir süre önce yayınlanan Psikiyatr Prof. Dr. Mehmet Sungur'un da dediği gibi; "İnsanlar uyudukları dünyada uyanmak; öngörülebilir bir dünyada yaşadıklarına inanmak ister. Ama içinde yaşadığımız dünya böyle değil."

Marie Claire / Seçilmiş İçerikler


Marie Claire Sayılar