Kamera Arkası: Aile Arasında

Madame Figaro Türkiye / Aralık 2017

BÜTÜN OYUNCULARIN HER DAİM NEŞELİ, HER DAİM ENERJİK OLDUĞU BİR FİLM SETİ DÜŞÜNÜN. BİR DE BUNA ENGİN GÜNAYDIN, DEMET EVGAR, DERYA KARADAŞ GİBİ, BİRİNİ GÜLDÜRMEK İÇİN SADECE VARLIĞI BİLE YETEN OYUNCULARI EKLEYİN. İŞTE KARŞINIZDA GÜLSE BİRSEL’İN SENARYOSUNU YAZDIĞI ‘AİLE ARASINDA’NIN KAMERA ARKASI.

HAZIRLAYAN HANDE ALPASLAN / FOTOĞRAF ZİYA YILDIRIM

HEM YAZDI, HEM OYNADI: Gülse Birsel, Engin Günaydın, Demet Evgar, Erdal Özyağcılar, Devrim Yakut, Derya Karadaş, Şevket Çoruh, Fatih Artman, Su Kutlu, Deniz Hamzaoğlu, Ayta Sözeri, Devin Özgür Çınar... İsimler böyle devam ettiğinden sette atılan kahkahaları tahmin etmek zor olmuyor. Senaryonun Gülse Birsel’in kaleminden çıkması halihazırda bir filmi merak etmek için yeterliyken, bomba gibi kadroyu da duyunca, hemen izlemek istiyor insan. Fazla beklemeye gerek yok, film 1 Aralık 2017’den itibaren vizyonda. Yapımı BKM'ye ait “Aile Arasında”nın yönetmen koltuğundaysa Ozan Açıktan oturuyor.

GÜLSE BİRSEL

“Filmde düğün sahneleri var. Bu sahnelerin hepsi normalde Adana’da geçiyor. Filmin de büyük bir bölümü Adana’da, sadece düğün sahneleri Silivri’de bir mekânda çekildi. Dolayısıyla ağustos ayında çok sıcak bir havada çekilmesi gereken düğün sahnelerini, sıcaklık sekiz derece olan Silivri gecelerinde çektik ve çekimler dört gün sürdü. İlk gün o kadar üşüdüm ki; içime yün içlik, üzerine kol ve bacaklarını kestiğimiz bir dalgıç kıyafeti, onun da üzerine gece elbisesi giydim. Dolayısıyla filmde 42 beden görünüyorum. Aslında öyle değilim. Buradan da bu açıklamayı yapmış olayım. (Gülüyor.) Filmde kalın görünmemin sebebi içimde dalgıç elbisesi olmasıdır.

ENGİN GÜNAYDIN

“Filmdeki rolüm Fikret, Şişhane'de avize dükkânı olan saf, hastalık hastası bir karakter. Karısı Mihriban (Gülse Birsel) boşanmak istediğini söyleyince, hayatı zaten berbat giden Fikret tamamen yapayalnız kalıyor. Tesadüf eseri Solmaz'la (Demet Evgar) tanışıyor, onunla birlikte yeni bir hayata karışmış oluyor. Aralarındaki ilişki güçlenince Solmaz'a bir noktada yardım etmek zorunda kalan Fikret'i zor günler bekliyor.

Sette o kadar çok güldük ki... Çok şey var anlatacak, ama bu ilk aklıma gelen: Demet birgün çok hastaydı, hatta serum bile vermişlerdi. Fakat zor bir sahnemiz vardı. Hepimizin sular içinde kaldığı otel odası sahnesi. Bana dedi ki ‘Ozan (yönetmen) beni çok sever, bana kıyamaz, gör bak erken bitecek set’. Sanıyorum Ozan'ın en fazla tekrar aldığı sahne oldu... Hatta set bittiğinde güneş doğuyordu. İkimiz de güneş gözlüğümüzü taktık ve konuyu hiç açmadık.”

DEMET EVGAR

“Filmdeki karakterim Solmaz, kalbi ve aklı ağzında bir kadın. Karakterin, oynadıkça insanı rahatlatan bir hali var. Aile kurmak üzerine öylesine inat etmiş ki, hiç aile babası olmayacak birine bile 17 yılını vermiş. Müdanasız bir karakter, kendini başka biriymiş gibi gösteren biri değil. Bu yüzden de zaman zaman patavatsızlık yaptığı durumlarda bulabiliyor kendini. Eğlenceli, neşeli; dostlarıyla birlikte kendi yağında kavrulan bir kadın.

Benim set hikâyem biraz trajikomik. Saat sabah 05:00. Öyle bir sahne çekiyoruz ki, hava aydınlanmadan muhakkak bitirmemiz gerekiyor. Aynı zamanda da o sahnede bütün sokağı ateşe veriyoruz. Yani anlayacağınız bir daha tekrar alamayacağımız, tek seferde bitirmemiz gereken bir durum var ortada. Ne o ateşi bir daha kurabilecek vaktimiz, ne de o sahneyi başka bir güne kaydırabilme şansımız var. Ateşler yakıldı, motor dendi, bir anda yönetmen bizden oynamamızı istedi. “Oyun” dedi yani. Tabii hiçkimsenin hiçbir şeyi sorgulayacak hali yok, uyku gözümüzden akıyor hepimizin. Sonra bir baktım bir anda Engin lambada gibi bir şey yapmaya başladı, Erdal Abi harmandalı oynuyor, Fatih’e bakıyorum kendini o saatte role sokmak için gözleri uykudan küçülmüş bi halde ‘apaçi' dansı yapıyor! Böyle yukardan kendimize bir baktım da, gerçekten deliler koğuşu gibiydik!”


DEVRİM YAKUT

“Filmde Mükerrem'i oynuyorum. Adanalı, zengin ama görgüsü eksik bir kadın. Gülse Birsel'in kaleminden çıkmış her karakter gibi nev-i şahsına münhasır, tuhaf tepkileri ya da tepkisiz anları olan, ulu orta konuşan ve finalde sürprizi olan bir karakter.

Genelde komedi filmlerinde oynayan bir oyuncu olarak; eğlenmeden, gülmeden çalışmıyorum çok şükür. Ama bu filmde, kafamı ne tarafa çevirsem aşırı komik ve tatlı oyuncular vardı. Söylemeden geçemeyeceğim, her oyuncunun diğerine bu kadar alan açtığı, birbirini parlatmak için yarıştığı az işte çalıştım. Hal böyle olunca, gülmekten sahne çekemediğimiz çok an oldu. Ben sahne sırasında kolay kolay çözülmemekle övünen bir oyuncuydum. Ta ki Engin Günaydın'la karşılıklı gelene kadar... Engin, eşine az rastlanır kumaşa sahip bir oyuncu. Yaptığı her şeyi çok sahici, çok samimi bir noktadan yapıyor. Onunla karşılıklı oynamak büyük şans, bir yandan da kendinizi tutmanız çok zor. Bir-iki sefer, gülmemin ağlamaya dönüştüğü oldu! İyi ki var, hep olsun, daha çok film yapsın, hepimiz şifalanalım sayesinde...”


Madame Figaro Türkiye / Seçilmiş İçerikler


Madame Figaro Türkiye Sayılar