DILINI ISIR! TAHTAYA VUR! BACAĞIN KIRILSIN!

Lacivert / Aralık 2016

Dünyanın en çok hurafeye inanan kurumu at yarışı, ikincisi ise tiyatrodur derler. At yarışında birine şans dilemek veya “bu at bu kez kazanır” demek uğursuzluk. Bundan dolayı tersini yapmak âdet olmuş: “Bacağın kırılsın!” Bu ters dilek hipodromdan sahnelere atlamış ve tiyatroda da sanatçıya sahneye çıkarken “bacağın kırılsın” demek âdet olmuş.

BATI’DA DA HURAFENIN TEMELI KORKUDUR

HAKKI ÖCAL

BİR AMERİKALININ EN KORKTUĞU ŞEY AYNA KIRMAK. BUGÜN BILE DÜKKANLARDA, SATIN ALDIĞINIZ AYNAYI KAĞITLARA, HAVALI PLASTİKLERE SARIP SARMALAYIP, KUTULARA KOYARAK VERMELERİ DE BU YÜZDEN. ÇÜNKÜ AYNA KIRMAK, YEDI YILLIK KÖTÜ TALİHİN BAŞINIZA SARILMASININ SEBEBİ.

Facebook’ta geçenlerde “Trump kazanırsa...” diye başlayan bir şey yazdım; en az 10 Amerikalı dostum “dilini ısır” karşılığını verdi. Yani demek istiyorlar ki, son bir gayretle dilini ısır da bu lafı etme! Bu hurafenin de sebebi başka bir hurafe: “Bir tahmini çok tekrarlarsan o olur, o halde söyleme!”

AMERİKA’DA OTELLERDE 13’ÜNCÜ KAT YOKTUR

Amerikan hurafeleri kadar hurafe anlamına kullanılan ‘supersitition’ kelimesi de ilgi çekici. İngilizceye Fransızcadan, oraya da Latinceden geçmiş. Bir şey karşısında hayrete düşmek gibi bir anlamı var. Yani orada da hurafenin temeli, korku.

Amerika ve İngiltere’de en çok gördüğüm hurafe; kötü bir durum karşısında veya birisi kötü bir şeyin ihtimalinden söz ettiğinde karşılık olarak, iki elinin orta parmağını işaret parmağı üzerine bükerek, bir tür haç simgesi oluşturmak. Buna “cross your fingers” deniyor. Yani “parmaklarını haç yap!” Eski inanca göre şeytan haç görürse kaçıp gidiyor. Dolayısıyla şimdi şeytanı kaçıralım ki, senin bu lafını duymasın!

Ayın 13’ü Cuma’ya rastlarsa, o gün işiniz iki kere kötüye gidebilir. Çünkü Cuma, Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği gün olduğu için uğursuz; 13 de ilk çağlardan beri (nedense) uğursuz bir sayı. Amerika’da otellerde 13’üncü kat yoktur mesela. 2012 yılı yaklaşırken bir arkadaş: “Bu yıl yandık! Dört kere 13 Cuma var” demişti!

Hıristiyan-Musevi kültüründe bir işe yeni başlayanın olağanüstü şanslı olduğuna inanılır. Bir oyunu ilk kez oynuyorsanız, mutlaka kazanırsınız. Bu belki de hurafe değil. Bir işe ilk kez girişen genellikle daha az stresli olmaz mı?

Gerçi bizde de var ama Amerika’da en çok gördüğünüz manzara, yerde demir para görenin eğilip almasıdır. Bu para genellikle şans getirir insana. (Ben de yerde para görünce eğilir alırım ama başka sebeple!) Bu inancın, çivinin mübadele aracı olarak kullanıldığı ilk çağlardan kaldığı ve ilk uygulamanın yerdeki çiviyi almak olduğu sanılıyor.

Amerika’da kedisiz ev hemen hemen yok dersek çok az abartmış oluruz ama yolunun üzerinden kara kedi geçerse ödü kopmayan Amerikalı yok dersek abartmış olmayız. Bu korkunun kökü de ta antik Mısır’a ve orada büyücü kadınların siyah kedileri yardımcı olarak kullandığı bilgisine gidiyor.


Lacivert / Seçilmiş İçerikler


Lacivert Sayılar