LOZAN'DA KAYBEDİLENLER

Lacivert / Kasım 2016

Lozan’da Türkiye’yi temsil eden İnönü ile heyetinin belki de en önemli sorunu, siyasi diplomatik zihniyetten uzak olmanın yanında bütün devletlerin savaştan büyük yıpranmışlıklarla çıktığı gerçeğini idrak edememeleriydi. Yunanistan Batı Anadolu’da yediği darbe sonrası mahvolmuştu. Bahsi geçen şehirlerden en azından birinin yahut ikisinin alınması Misak-ı Milli adlı yemine mümkün olduğunca yaklaşılması anlamına geliyordu oysa.

MARAŞ VE ANTEP NEYSE MUSUL DA AYNI ŞEYDİ TÜRKİYE İÇİN

SÜLEYMAN ARİF ÖZKUT

GEREK YILLAR SÜREN YIPRATICI DÜNYA SAVAŞI GEREKSE DE TOPRAKLARIN DÜŞMAN GÜÇLERI TARAFINDAN IŞGALI, MILLETIN UMUDUNU, MÜCADELESINI YIKAMADI. KARARLILIK VE IMANLA DOLU MÜCADELEDE KAZANAN TARAF DA TÜRK MILLETI OLDU.

1'inci Dünya Savaşı, küresel güçlerin dünyayı paylaşma mücadelesi olarak dört yıl sürdü. Bu süreçte şehirler harap olurken; milyonlarca insan da ya yok oldu yahut ciddi zarar gördü. Osmanlı’nın Anadolu, Suriye, Irak, Hicaz, Necit, Filistin ve Lübnan eyaletleri İtilaf Devletleri’nce işgal edildi. İstanbul’a demirleyen İngiliz gemileri bir taraftan hükümete baskı kurarken; yine aynı devletin silahlı gücü son Osmanlı Meclisi’nin verdiği Misak-ı Milli kararları sonucunda fiili işgali de gerçekleştirdi. Peki, neydi bu Misak-ı Milli? Sınırları nerelere uzanıyordu?

‘Milli Ant’ anlamında gelen Misak-ı Milli, Mondros Ateşkes Anlaşması imzalandığı sırada Osmanlı askerinin hudutlarında beklediği, o sırada sahip olunan ya da ekseriyetini Müslüman ve/veya Türklerin oluşturduğu toprakların bütünüydü. Yani bugünkü sınırlarımıza ek olarak Kuzey Suriye’de; Halep, Kuzey Irak’ta; Musul, Kerkük, Süleymaniye, Erbil, Batı Trakya’da; Gümülcine, İskeçe, Dedeağaç, Selanik, Kuzeydoğu’da Batum gibi şehirleri kapsayan bir alandı. Bu yerler vatan toprağıydı ve alınan karar gereğince de vatan toprağı kalması adına her türlü fedakârlık yapılacaktı. Milletvekilleri bu haklı beklentiyi, seçilip gönderildikleri mecliste yazılı bir belgeyle resmileştirdiler. Bu, İstiklal Harbi’nin genel politikasını belirledi ki, ünlü tarihçi Arnold Toynbe’nin de dediği gibi; “Misak-ı Milli bir hükümet programı değil, milletin nihai haklarına sahip çıkma mücadelesiydi.” Bu suretle İstanbul’dan gizli emirlerle Anadolu’ya giden subaylar ve gizli kapaklı sevk edilen silahlar, kurtuluş mücadelesini mümkün kıldı. En mühimi ise Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak, Ali Fuat, Kazım Karabekir

Paşaların var ettiği Kuvayı Milliye adındaki birlikler düşmana ilk yıpratma hareketini yaptılar. Sonrasında da düzenli birliklerin temelini attılar. Yunanlılara karşı peşi sıra kazanılan zaferlerle 9 Eylül’de İzmir’de nihayete erecek harekât başladı. Gerek yıllar süren yıpratıcı dünya savaşı gerekse de toprakların düşman güçleri tarafından işgali, milletin umudunu, mücadelesini yıkamadı. Kararlılık ve imanla dolu mücadelede kazanan taraf da Türk milleti oldu. Tam bu sıralarda işgalci Haçlıların Yunan kolu çoktan Anadolu’dan atılmış, İtalyanlar Muğla’dan çekilmişti. Fransa, Ermenistan ve Rusya ile yapılan anlaşmalar sonucunda sınırlar belirlenmişti. Mudanya’da Yunanlılar ve onların hamisi İngiltere ile imzalanan ateşkes anlaşması ile de işin kalan kısmı nihayete erdirildi. Fakat bütün bunların bir barış anlaşması ile de taçlandırılması gerekiyordu. Mudanya Ateşkes Anlaşması’nda Türkiye’yi temsil eden İsmet İnönü, Lozan görüşmelerinde Türkiye’yi temsil edecek ve aralarında Hasan Saka, Rıza Nur gibi aktörlerin yer aldığı Türk heyetinin de başında bulunuyordu. Bunu Lozan esnasında işlenen hataların başlangıcı olarak değerlendirmemiz mümkün. Zira özellikle İngiliz politikalarından haberdar olan, Avrupa’nın iç dinamiklerini bilen, baskı altında kalmayacak ve masada manevra yapma kabiliyetine sahip uzman bir ekibin buraya gönderilmesi çok daha faydalı olabilirdi. İlk bakışta yeni kurulan bir ülkede böylesi uzman kişilerin zor bulanacağı düşünülebilirse de, bu hakikati olan bir durum değil. Örneğin Abdülhamid devrinden itibaren Osmanlı Donanması’nda yetişen; haliyle de bu alanda iddialı olan ve İngilizleri iyi tanıyan Rauf Orbay, Sovyet desteğini anlaşma masasında yanına çekebilecek olan Yusuf Kemal Tengişrek bunlardan sadece birkaçıydı. Fakat bu ülkelere çalıştıkları yönünde ani bir propaganda ile saf dışı bırakıldılar.


Lacivert / Seçilmiş İçerikler


Lacivert Sayılar