KRAKOW

La Cucina Italiana / Temmuz 2018

Avrupa’da gezilecek şehirler listesinde iki yıl üst üste birinciliği kaptırmayan tarihi şehir...

Erol KAYNAR | kaynar@eksenistanbul.com

Varşova’dan 2,5 saatlik hızlı tren yolculuğuyla Krakow’a vardık. Yolculuğumuz son derece konforlu ve rahattı. Küçük atıştırmalıklar ve soft içecekler de bilet fiyatına dahildi. 35 euro ödedik biz. İkinci mevkide giderseniz 20 euro ödüyorsunuz. Bir de çocuklu aileler için kompartıman dediğimiz odalar var. Onun da kişi başı fiyatı aynı ama 6 kişi olmanız gerekiyor. Tek tek satılmıyor koltuklar. Yol boyunca sıkılmıyorsunuz, her yer yemyeşil. Göletler de var tertemiz. İçiniz açılıyor bakınca. Seyahatin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile.

Neyse, Krakow Garı’nda şoförümüz karşıladı bizi. Auschwitz ve Birkenau toplama kamplarına götürmek üzere. Hani şu insanlık dışı katliamların yaşandığı kamplar. Bir saate yakın sürüyor yolculuğumuz. Krakow Garı’ndan kampların olduğu yere kadar. Kamplarda 4-4,5 saat rehber eşliğinde dolaştık. II. Dünya Savaşı yıllarında büyük bir vahşetin yaşandığı bu mekanların hikayesini dinledik.


Kamplara giriş ücreti yok. Ancak saat 10.00-15.30 arası rehber alma şartı var. Rehberlik için ücret ödeyip gezebiliyorsunuz. Bu saatlerin dışında böyle bir mecburiyet yok. Eh o saatler dışında da pek kampa gelen olmuyor. Anlayacağınız Polonyalılar bir şekilde kazanç yolunu bulmuşlar. Transfer ücreti, rehberlik ücreti derken, ücretsiz giriş size fark ettirmeden 50 euro’nun üstünde bir miktara mal oluyor. Dünya Vakfı idare ediyor kampları, o yüzden giriş ücreti alamıyor Polonyalılar.


Kamplarda gördüğüm dehşeti burada anlatıp konunun dışına çıkmış olmak istemiyorum. Hürriyet Seyahat ilavesinde çıkacak sayfamda ve diğer mecralardaki yazılarımda konuyla ilgili anılarıma daha detaylı değineceğim.

Sheraton Grand Krakow 

Kamplardaki serüvenimiz bitince bizi otelimize götürmek üzere bekleyen arabamıza yerleştik. Yaşanan dehşeti düşüne düşüne otelimize geldik. Varşova’da olduğu gibi Krakow’da da bir Sheraton otelini, Sheraton Grand Krakow’u seçmiştik. İyi de yapmışız, konumu ve manzarası muhteşem. Fiyatı da kabul edilebilir miktarda (200 euro) idi.


Otelin ortasında, tavanı binanın yüksekliği kadar olan geniş bir meydan yaratılmış. Işık alıyor, şeffaf yapmışlar çatısını. Çok sevdim. Akşamüstü piyano dinletisi var. Bir şeyler yudumlarken Chopin’in eserlerini dinleyebilirsiniz. Sabah kahvaltısını da aynı yerde veriyorlar.

Odamın manzarasına bayıldım. Nehrin hemen yanı. Nehirdeki yelken ve kano yarışlarını seyre daldım. O yüzden neredeyse Executive Şef Jacek Filipczyk’in bizim için hazırladığı özel tadım menüsünü kaçıracaktım. Telaşla hazırlanıp otelin çatı katına çıktım. Manzaranın güzelliğini anlatamam. Şansımıza hava limonata kıvamındaydı. Bize de keyfini çıkarmak kaldı. Yemeğimize otelin pazarlama müdürü Magdalena Tracz da eşlik etti. Pazar günü olmasına rağmen izin yapmamış, bizlerle ilgilenmek istemiş. Sağ olsun. Masamıza oturur oturmaz barın yanında duran şefe ilişti gözüm. Heyecanını hemen hissettim. Bu duygu bana “işini seven bir şef” hissini verir. İşinde heyecan duymayanın bu meslekte yükseldiğine şahit olmadım. O yüzden tanımak için ben de heyecan duydum. Gencecik bir şef. Masamıza gelip önce kendini tanıttı. Uzunca sohbet ettik. 1992 yılında başlamış mesleğe. Çok çeşitli yerlerde çalışmış. Polonyalı. Doğal olarak Polonya mutfak kültürü ile yetişmiş. Yetinmemiş tek mutfakla. Avrupa ve Uzak Doğu mutfağından esintiler katmış Polonya yemeklerine. Mesela somon saşimi servis etti, Japon mutfağının olmazsa olmazı. Yeşil çay ve portakalla marine etmiş. Lokum gibi. Çiğ balık sevmeyenler bile sevecektir. Elmayla sos hazırlamış, o şekilde tabaklamış. Risotto’yu ise Polonyalıların beyaz sos dedikleri sosla ve koyun peynirleri olan oscypek’le tatlandırmış. Ayrıca tütsülenmiş keçi eti ilave etmiş. Çok enteresan ve lezzetli bir karışım olmuş. 


La Cucina Italiana / Seçilmiş İçerikler

KRAKOW
Temmuz 2018

KRAKOW

Avrupa’da gezilecek şehirler listesinde iki yıl üst üste birinciliği kaptırmayan tarihi şehir......


La Cucina Italiana Sayılar