Tren, rayına oturur mu?

Episode / Temmuz - Ağustos 2020

Sezon finaliyle heyecanın tavan yaptığı dizide, trenin patronunun olaya dahil olmasıyla işler farklı bir boyut kazanıyor. Wilford bir başka trenle Melanie'nin trenine dahil oluyor. Finalde herkesin aklında aynı soru var: Gelen gideni aratır mı? Tren tekrar rayına oturur mu?
İLK SEZONU, 10 bölüm olarak TNT ve Netflix’te yayınlanan Snowpiercer, yaz döneminin en çok konuşulan işlerinden biri oldu. The Platform ve Parasite gibi son dönemde sıkça işlenen kapitalizmi merkezine alıyor. Yeri gelmişken, Parasite filminin HBO platformu için dizi olarak da çekileceğini hatırlatmak isterim. Snowpiercer, son yılların popüler yönetmenlerinden Oscar ödüllü Bong jo ho tarafından çekilmiş filmin dizi versiyonu. Aslında Snowpiercer Fransız yazarlar Jacques Lob ve Jean-Marc Rochette tarafından 80’li yıllarda yayımlanan bir çizgi roman. Ben hem film ve hem de dizi versiyonunu izleme fırsatını yakaladım. Film 15 yıl sonrasını anlatırken dizi 6 yıl sonrasını anlatıyor. Sanırım romandan uyarlanan filmler nasıl kitabın etkisini azaltıyorsa filmden uyarlanan diziler de bende aynı hissi yaşatıyor. İlk 7 bölüm boyunca dizideki karakterlere ve hikâyeye odaklanmakta zorlandım. Fakat son üç bölümde heyecanın giderek yükseldiğini kabul etmeliyim. Dikkat, spoiler içerir!

BU HAYATIN BİN BİR TÜRLÜ HALİ VAR!

Dizideki dünya, yıllarca süren savaşlardan ve tüketimden dolayı küresel ısınmanın etkisinde kalmıştır. Biliminsanları küresel ısınmaya çözüm olarak küresel soğumaya yol açacak bir projeyi hayata geçirirler. Bu projeye göre gökyüzüne, soğumayı sağlayacak roketler atılır. Bu çılgın proje kısmen başarılı olsa da ilerleyen zamanlarda dünya hızla soğur ve nihayetinde çekirdeğin de donmasıyla gezegen, üzerinde canlı yaşayamayacak hale gelir. Bu sürecin sonunda, dünyanın bu hale gelmesinin de sorumlusu olan zengin insanlar, 1001 vagonlu kar küreyici trene binerler. Çaresiz ve fakir insanlar da bu treni işgal ederler. Sınıfsal ayrımın keskin bir şekilde anlatıldığı dizide, zenginler vagonların tüm imkânlarından faydalanırken son vagondaki sıradan fakir insanlar, açlık ve çeşitli zorluklarla mücadele ederler. Bu noktaya kadar hikâye açısından film ve dizi arasında paralellik var. Fakat film, mekân kullanımı açısından son vagondakilerin yaşamını çok daha iyi yansıtıyor diyebiliriz. Dizide bu anlamda son vagondaki yaşamı çok detaylı göremiyoruz maalesef. Diğer taraftan dizi, 1001 vagonlu trenin diğer vagonlarındaki hayatı daha fazla anlatıyor. Ayrıca film bize tüm vagonları zaman içinde sırasıyla gösterirken dizi ilk bölümden neredeyse tüm vagonları görme fırsatı verdi. Bu vagonlar o kadar büyük ki içinde akvaryumun, saunanın olduğu ya da bitkilerin ve ineklerin yetiştirildiği alanlar var. Öyle ki küçük bir dünya bu trenin içine hapsolmuş durumda.

Dizi, vagonun ön bölümünde işlenen bir cinayetle başlıyor. Layton adındaki karakterimiz, en son vagonda yaşayan ve eskiden cinayet büroda yaşayan bir dedektif. Cinayeti çözmek için görev almayı kabul eder ve hikâye başlar. Açıkçası bu cinayet bulmacasının daha detaylı işlenmesini ve bazı süprizler barındırmasını beklerdim. Fakat kabul etmeliyiz ki tek sezonluk bir iş ve tüm hikâyeyi 10 bölümde anlatmak zorundalar. Diziyle ilgili yapılan en önemli eleştiri, dizinin mantıksız olduğu yönünde ama ben izlerken buna takılmadım. Dizinin en iyi yanlarından biri olan Jennifer Connelly’yi de es geçmemek lazım. Kendisini özlediğimizden midir bilmiyorum ama ekrana her çıktığında dizinin ritmi de yükseliyor. Ayrıca söylemeliyim ki, diziyi izlerken hep onun tarafındaydım. Sizin de izlerken aynı tavrı göstereceğinizi düşünüyorum. Zira diğer önemli karakter Andre Layton’ı bilerek mi böyle tutarsız yaptılar bilmiyorum ama o arkadaştan lider falan olmaz. (Üzgünüm spoiler geliyor!)

Dizide Connelly (Melanie), trenin kurucusu Wilford’un treni yönettiğine herkesi inandırır. Fakat dizinin sonlarına doğru treni Melanie’nin yönettiği ortaya çıkar. Melanie’nin tek amacı trendeki yaşamın sürmesi ve düzenin sağlanmasıdır. Gerekirse bunun için acımasız kararlar bile alabilir. Trende Wilford’un olmadığı ve kuralları Melanie’nin koyduğu ortaya çıktığında, üst ve alt kesim tek bir konuda birleşir: Melanie’nin idam edilmesi. Fakat şunu bilmiyorlar ki, bir düzen olmadığında alt ve üst birbirine girer ve tren zehirlenir.

Snowpiercer bize bir taraftan da dünyada kurallar ve cezalar olmadan yaşanmayacağı mesajını vermeye çalışıyor gibi. Zira Melanie ilerleyen bölümlerde sorumluluğu Layton’a verdiğinde, yapmak zorunda olduğu ilk iş, bir vagondaki insanları ölüme terk etmek oluyor. Liderlik kolay iş değil kardeş! Dizi, kapalı mekânda geçen psikolojik filmlere de benziyor ve bu yönüyle bana ayrı bir keyif verdiğini de söylemeliyim.

Gücü eline alan insanoğlu alt kesime aynı şeyleri yapmaktan kendini alamıyor. Tren, karmasını bu kısırdöngü içinde yaşıyor.

GELEN GİDENİ ARATIR MI ?

Sezon finaliyle heyecanın tavan yaptığı dizide, trenin patronunun olaya dahil olmasıyla işler farklı bir boyut kazanıyor. Wilford bir başka trenle Melanie’nin treninine dahil oluyor. Finalde herkesin aklında aynı soru var: Gelen gideni aratır mı? Tren tekrar rayına oturur mu?

Genel itibarıyla eksikleri olsa da 2. sezonda karakterleri tanımamızla birlikte daha keyifli bir sezon izleyeceğimizi düşünüyorum. Bir de artık bütün sezonları tek seferde izlemeye alıştığımızdan taksit taksit bölüm izlemek zor akan ilk beş bölümü daha zor hale getirdi. Bu, dizinin TNT çıkışlı olmasından kaynaklanıyor. Sonuç olarak son üç bölümün hatırına bu diziyi izlemediyseniz bir şans vermenizi dilerim.

Episode / Seçilmiş İçerikler

The Sinner
Temmuz - Ağustos 2020

The Sinner

Alman polisiye yazarı Petra Hammesfahr’ın aynı adlı romanından 2017’de uyarlanan The Sinner, ilk se...

IN THE DARK
Haziran 2020

IN THE DARK

Eğlenceyle gerilimin ve dramın iç içe geçtiği bir polisiye In The Dark. Bir şaheser değil, polisiye ...


Episode Sayılar