DEFENDING JACOB

Episode / Haziran 2020

Ebeveynlerin çocuklarıyla ilişkilerine çok sert bir hikâyeden bakmayı tercih eden Defendıng Jacob şu soruları soruyor aslında: Çocuklarınızı ne kadar tanıyorsunuz? Onları doğru algılayabiliyor musunuz? Sizin genetik kodunuzla doğan bir çocuğun sizden daha iyi olmasını beklerken travmalarınızın da ona miras kalmayacağınızdan emin misiniz?
Wıllıam Landay’ın 2012 yılında yayımlanan ve aynı adlı romanından uyarlanan Defending Jacob, Apple TV+’ta sekiz bölüm olarak yayınlandı. Türünün alıcısı olmayan izleyiciyi bile oyuncu kadrosuyla ekran karşısına geçirmeyi başaran Defending Jacob, kalbin ortasına dert yükü bırakan bir yapım. Bölge savcı yardımcısı Andy Barber (Chris Evans) ile çocuklara hizmet veren bir vakıfta çalışan Laurie Barber’ın (Michelle Dockery) 14 yaşındaki oğulları Jacob Barber (Jaeden Martell), okul arkadaşlarından birinin öldürülmesi üzerine cinayet şüphelisi olarak gözaltına alınır. Tutuksuz yargılanmak üzere kefaletle serbest bırakılır. Bütün olaylar bununla birlikte katmanlarına ayrılır. Karakterler de bu olayın etrafında şekillenir. Kimisi yolunu çizer, kimisi ise yolunu kaybedip gider. Bir uyarlama olmasına rağmen kitaba pek de sadık kalmayan senarist Mark Bomback, oldukça özgür bir alanda kendi dünyasını yaratmış. Bir röportajında bu durumu, “Ben kitabın sadece ruhunu aldım çünkü birinci tekil şahısla, baba Andy Barber’ın ağzından yazılmış bir kitap, okur için lezzetlidir ancak ekrana taşımaya uygun değildir,” diyor. Hikâyenin oldukça büyük farklarla uyarlanma meselesini kitabın yazarı bile umursamazken izleyici olarak bunu dert etmemizin sorumlusu senarist Mark Bomback’tır. Bu aslında gayet zekice bir hareket. Dizinin finalinde Mark Bomback’ın Barberlar için yazdığı son, temiz bir sayfa yerine boş bir sayfa olunca sekiz bölüm boyunca hikâyenin aksak yanlarını unutuyoruz ve kendimizi tuhaf bir boşluğun içinde buluyoruz. Çareyi kitabın sayfalarında bulma telaşımız o zaman başlıyor. Kitabın bu derece farklı uyarlanması işte tam da bu noktada çok canımızı sıkıyor. Aradığımız cevapları kitapta da bulamayınca inandığımız ya da inanmak istediğimiz sonu o boş sayfaya yazarak kurtuluyoruz boşluktan. İşte senaristin başarısı tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Kendi hikâyesinde sana yer açıyor çünkü kitabın yazarı da hikâyesinde ona yer açmıştı. Senaryonun alt katmanlarına, diyaloglara indiğimizde ise ne yazık ki özenli bir işçilik göremiyoruz. Yönetmenin yarattığı gri ve türevi renkteki kederli atmosfere uzun uzun bakışmaları, ağır ağır konuşmaları pompalamak çoğu zaman sıkıyor. Biraz gösterişe kaçan bir üslupla yapılan bilimsel konuşmalar ise hiç ilgi uyandıracak türden değil. Türkiye’de Genetik Miras adıyla yayımlanan Defending Jacobs, suç işleme potansiyelinin genetik kodlarla aktarımına dair çalışmalardan söz ediyor. Fakat kitaba adını veren bu detay, dizide yine ilgi çekmeyi başaramıyor. Laurie Barber’ın zamanında sanat tarihi okumasının, bazı sahnelerde resim sanatçılarından konuşulmasının, terapi için gittiği kliniğin bekleme salonundaki bir tabloya her gittiğinde dakikalarca bakmasının altından da bir şey çıkmıyor. Ortaya saçılmış bu bilgiler birer dağınıklık olarak kalıyor. Gizemi çözme k adına her işareti takip etme eğilimindeki izleyiciye bunun yapılmasına içerlesek de sanata ve bilime çakılan selamınızı gördük, aldık.

Episode / Seçilmiş İçerikler

The Sinner
Temmuz - Ağustos 2020

The Sinner

Alman polisiye yazarı Petra Hammesfahr’ın aynı adlı romanından 2017’de uyarlanan The Sinner, ilk se...

IN THE DARK
Haziran 2020

IN THE DARK

Eğlenceyle gerilimin ve dramın iç içe geçtiği bir polisiye In The Dark. Bir şaheser değil, polisiye ...


Episode Sayılar