İrtifa Sarhoşluğu

Condé Nast Traveller Türkiye / Mart 2017

Portillo, benim diyen tüm kayakçıların ölmeden önce mutlaka uğramak istediği adreslerden. Fakat Şili’de, And Dağları'nın orta yerindeki bu kayak merkezinde pistlerden fazlası var: Burada pisco sour kokteylini yudumlayıp çay saatinden direkt akşam yemeğine geçmek isteyen keyfine düşkün kayakçılarla macera peşindeki sporcular bir arada.

Yazı: Candice Rainey Fotoğraf: Christopher Churchill

Portillo'da kar yağışını takip eden pırıl pırıl bir günde, güneşin ılık dokunuşu her yeri sarmışken, ayağımın altındaki yumuşacık karın keyfini çıkarıyor ve Laguna del Inca'yı seyrediyorum. Lacivertin dünya dışı bir tonundaki gölün kıpırtısız yüzeyinden keskin zirveli dağlar yansıyor ve ben "Bu, hayatımda göreceğim en muhteşem su kütlelerinden biri" diye düşünüyorum. Bu güzelliğin Santiago'dan iki saatlik, bol virajlı bir otomobil yolculuğuyla varılan, Şili Andları'nın orta yerine gizlenmiş bir noktada olması şimdi daha anlamlı geliyor. Yine de kasvetli bir günde Lake Run'ın tepelerinden, akıl almaz diklikte bir yamaçta kayağı kontrol etmeye çalışarak gölü izlerken, bu mavilikte kötücül bir şey olduğuna hükmedip kendi kendinize "Bu göl benim sonum olabilir" demeniz muhtemel. 

O gün karlı hava pek ideal şartlar sunmasa da benim, eşimin, Slovenyalı bir astrofizikçinin ve San Franciscolu bir yazılım mühendisinin dahil olduğu grubu buraya getirmeyi öneren otelin operasyon müdürü Mike Rogan,"Dün gölden beş tane vicuña çıkardık" diyor. Gruptan öğle yemeğinde vino tinto'yu fazla kaçırmış biri "Canlı halde mi?" diye soruyor. "Hayır" diyor Rogan ve komut veriyor: "Tamam, şimdi kayakları çıkarmamız ve bu kayaç üstünde botlarımızla dikkatlice yürümemiz gerekiyor." Hayatım boyunca çok farklı arazi tiplerinde kayak yapma fırsatım oldu. Fırtınalarda, dondurucu soğuklarda kaydım ama bu seferki benim için de bir ilk olacak. 

Portillo hakkında konuşulduğunu duyduğumda tam olarak kaç yaşında olduğumu hatırlamıyorum; ama fazlaca Ani DiFranco dinlediğimi, haşhaş kapsüllerinden yapılmış bir kolye taktığımı, evimizin yakınlarında Salt Lake City'deki Little Cottonwood Canyon'da yer alan Alta Kayak Merkezi'nde absürd derecede uzun Salomon kayaklarımla takıldığımı hatırlıyorum. On altıncı doğum günümü takip eden aylarda benim gibi kızlardan etkilenmeyen çocukların dikkatini çekmek ama daha çok da annemleri kızdırmak amacıyla özgür ruhlu bir kayakçı olmaya karar vermiştim. Warren Miller filmlerini seviyormuş gibi yapıyor, odamı üstünde "Gelecek Yıl K3'te Kayacağım!" tarzı cümleler yazan neon çıkartmalarla kaplıyor, ekipman ayarlarımı kendim halletmeye çalışıyordum. 

Kayakçılığa ilgimin gülünç amatörlüğüne rağmen, birçoğumuzun ev temizleme rutininden daha sık kayak yapan insanlarla vakit geçirme imkanı buldum ve Kuzey Amerika yazı yaşarken Güney yarımkürede kar yağışı alan yerleri öğrendim. (Los Angeles ahalisinin takıntılı biçimde trafikten bahsetmesi gibi, bu kayakçılar da yılın 100 gününü dağda geçirmenin yollarından konuşup dururlar.) Şili'nin anlatıla anlatıla bitirilemeyen kayak merkezi Portillo Ağustos ortasında üç metrelik bir atlayışla kayağa başlayabileceğiniz rotalardan biri. Orta Şili ve Arjantin arasındaki sınır geçidi Uspallata yakınlarında, Cordillera'nın tam ortasında bulunuyor. Kuzeylilere yazın kayma şansı sunmasının yanında, başka nedenlerle de efsane mertebesinde. Burası 1966'da Güney Amerika'da FIS Alpine World Ski Championships'e ev sahipliği yapan ilk yer olarak tarihe geçti. Bu şampiyona Jean- Claude Killy'nin kayağın rock yıldızı olarak tanınmasına da vesile olmuştu. Birleşik Devletler, Norveç, Avusturya ve Kanada'nın kayak milli takımları her Ağustos'ta burada, diğer sıradan kayakçıların yanı başında antrenman yapar; yani buranın hırslı bir misafiri isterse Julia Mancuso'yla aynı Super G pistinde kaymış olmakla övünebilir. Tabii ürkütücü diklikte ve ağaçsız And Dağları arazisi de hesaba katılmalı. İnkalardan kalan barınaklar hâlâ bu yol üzerinde görülebiliyor. Bu arazinin kadim aurası ucuz bir kayak dergisindeki fotoğrafında bile göz ardı edilemez bir etkiye sahip. Yani buraya Vermont'a kayağa gittiğiniz beklentilerle gelmeyi aklınızdan geçirmeyin. 

Hayatını dağlara adayan bir sporcu olmamama rağmen, Portillo yıllarca aklımdan hiç çıkmadı. Ölmeden önce mutlaka görmek istediğim, emekliliğimde biyonik diz protezlerimle kayak figürleri yapmayı hayal ettiğim bir mekan olarak kaldı. Çünkü gerçekçi olursak, Şili'de kayak yapmak öyle hop deyince kalkışacağınız bir şey değil. Üstelik çocuklar, iş, çamaşırlar, vesaire sizi beklerken. Bir yeri ölmeden önce görmek istediğiniz adreslere eklemek iyi niyetli bir erteleme çabası aslında. Bu yerleri göreceksiniz, evet; ama saçları gümüş renginde bir bilgeyken. Yaşlılara enerji veren vitamin reklamlarındaki gibi biri olduğunuzda. 

Kar kaplı bölgeye ulaşmak üzere kayaç üstünde yürür, isteksizce kayakları çıkarıp omzuma takar ve gevşek, kızıl-kahverengi kayalara adım atarken; editörümün "ezoterik" diye tanımladığı bu seyahati ertelemediğim için çok mutluydum. "Kayağın ucunu kara saplayıp bağlama kısmına basarak yürümeye çalışın" dedi Rogan biz ekipmanlarımızı ve kendimizi vikunyaların akıbetinden korumaya çabalarken. Mucizevi bir şekilde kimseyi ve hiçbir şeyi kaybetmeden ekipmanlarımızı geri takmayı başardık; astrofizikçi, mühendis ve ardından eşimle ben; her küçük dönüşte yüzeyi kavramaya gayret ettik ve arkamızda beyaz tozdan, uçuşan izler bıraktık. 

Nihayet otele döndüğümüzde Rogan'a teşekkürlerimizi sunuyorduk, o ise bizi tebrik ediyordu. Muhtemelen erken bir ölümden kaçınabildiğimiz için; zira iniş yolculuğumuz teknik yeterlilik konusunda örnek teşkil edecek cinsten değildi. 

"Size korkutucu ama eğlenceli olacağını söylemiştim" dedi bizi kayağa özel vale servisinin yanına bırakırken. Eşim de ben de şapşal şapşal gülümsüyorduk. Yorucu bir iş ve çocuk sahibi olmak, var olabilmek için bir rutine tutunmanızı da gerektiriyor. Bu rutin, çocuğunuzun dışarıdan sipariş edilmiş Çin yemeği yerine tam tahıllı ekmek ve balık yemesini sağlayan yegâne şey. Kendimizi buz kaplı bir dağdan aşağı bırakıp; aşağıdaki masmavi yarığı izleyerek, hangi dönüşün daha güvenli olduğunu bilmeden kaymak ise bize hayatımızda bu rutinden fazlası olduğunu hatırlatmıştı.


Condé Nast Traveller Türkiye / Seçilmiş İçerikler


Condé Nast Traveller Türkiye Sayılar