Dünyanın En İddialı Gezginleri

Condé Nast Traveller Türkiye / Mart 2017

Her daim hareket halindeki bu dünya vatandaşları, mesleklerinin yanı sıra çağımızın ünlü seyyahları oluşlarıyla da akılda kalacak.

HANLI PRINSLOO 

Rekorlar kıran Güney Afrikalı serbest dalış sporcusu denize oldukça uzak bir çiftlikte, bir denizkızı olma hayaliyle büyümüş. Kız kardeşiyle aralarında özel bir denizkızı dili bile geliştirmişler. Serbest dalış sporunu İsveç'te okurken bir arkadaşı vasıtasıyla keşfetmiş, mezuniyetin ardından Kızıldeniz kıyısındaki Dahab'a yerleşerek kendini bu spora adamış. 11 rekor kırdıktan ve suyun altında nefesini tutma süresini 5 dakika 39 saniyeye çıkardıktan sonra yarışmayı bırakmış ve serbest dalış eğitmeni olmaya karar vermiş. Bugünlerde Karayipler'de ispermeçet balinalarıyla, Papua Yeni Gine'de dugong'larla ve Kosta Rika'da çekiç başlı köpekbalıklarıyla yüzüyor. Yılın üç ayını Cape Town'daki evinde geçirmeye gayret ediyor. En sevdiği dalış rotası ise evinden çok da uzak olmayan; şişe burunlu yunusların, dev vatozların ve deniz kaplumbağalarının memleketi Mozambik. Dalıştan sonra gün batımı manzarasına hakim Come & See barda bir kadeh rom içmeyi seviyor. Seyahatlerinde yoga matını, geniş siperlikli şapkasını, karıştırıp nemlendirici olarak kullandığı hindistancevizi ve vanilya yağlarını yanından eksik etmiyor. Pareo misali sarındığı sarong giysisi; yatak çarşafı, piknik örtüsü, hatta gerektiğinde yelken görevi görüyor. Derin dalışlar öncesinde süt ürünleri, buğday, kafein ve alkol tüketmiyor; mümkün olduğunca çiğ besinler yiyor. Zihinsel hazırlık sürecinde ise meditasyon ve görselleştirme büyük öneme sahip. 2010'da kurduğu I Am Water adlı yardım amaçlı kuruluş; kıyılarda yaşayan toplulukların kısıtlı imkanlara sahip çocuklarına yüzmeyi, şnorkelle dalmayı ve serbest dalışı öğretiyor ki böylece onlar da yeni neslin okyanus koruyucuları olabilsin. 


Elon Musk

ELON MUSK 

Çağımızın en büyük işadamlarından Musk, her daim geleceğe dönük. 45 yaşındaki girişimci, çevrimiçi ödeme servisi PayPal'ı kuran ve büyük bir servet karşılığında satan ortaklardan biriydi. Şimdilerdeyse adı, toplamda dokuz milyon dolar değerindeki uçuş projesiyle uzay endüstrisini sarsan SpaceX ile anılıyor. Bunun yanında kurucularından olduğu Tesla Motors; Colossus, Vulcan ve Havok gibi adını X-Men karakterlerinden alan robotların ürettiği elektrikli otomobillerle başka bir sektörde çığır açma yolunda. Musk, San Francisco yakınlarındaki Tesla tesisi ve SpaceX'in Los Angeles'daki merkezi arasında kendi uçurduğu jetle yolculuk ediyor. SpaceX'in merkezinde çalışanlar için bir rollercoaster inşa etmeyi de planlıyor. Son projesi ise Hindistan'ın Pune şehrinde hizmet vermesi tasarlanan, iki saniyede 186 kilometre hıza erişebilen, maksimum hızı saatte 1126 kilometreyi bulacak sürat treni Hyperloop. Hıza olan tutkusunu saklamayan Musk, James Bond'un The Spy Who Loved Me filminde kullandığı Lotus Esprit'nin de sahibi. Aracı filmdeki gibi sualtında da kullanmak üzere yaptığı çalışmalar devam ediyor. Güney Afrika'nın Pretoria kentinde doğup büyüyen girişimci şimdi Los Angeles Bel Air'de, içinde Iron Man'e adanan bir müzenin de bulunduğu malikanesinde yaşıyor. Zaten Robert Downey Jr da filmdeki Tony Stark karakteri için Musk'tan esinlendiğini söylemişti. Haftada 100 saat çalışıyor, kalamar mürekkebinde kızarmış ıstakoz ve diyet kola ile hayatta kaldığını iddia ediyor. Söylediğine göre geçen 12 senede biri St Barth's'da diğeri Hawaii'de olmak üzere yalnızca iki kez tatil yapmış. Verdiği partilerse dillere destan. 30. yaş gününde 20 kişiden oluşan konukların gece boyu saklambaç oynaması için İngiltere'de tarihi bir şato kiralamıştı. Günde iki kitap okumak dışında (Douglas Adams'ın kitabı Otostopçunun Galaksi Rehberi tabii ki favorilerinden biri) hobilerini de uçlarda yaşıyor, mesela bir Boeing Stearman uçağın kanatlarında yürümek gibi. Sırada Mars'ta yaşamanın yollarını bulmak var.   


Prens Charles

PRENS CHARLES 

Ekselansları herkesin oturduğu yere oturmamak için, kız kardeşinin kendisine Noel'de hediye ettiği beyaz deri tuvalet yastığı olmadan evden çıkmıyor. Diğer vazgeçilmezleri arasında gümüş kaplı kirpi okundan kürdanı, kırmızı-dore sırt yastığı ve saf altından yaka sertleştiricisi var. Bu eşyaların tümü Louis Vuitton monogramlı valizlerinde, Anderson & Sheppard imzalı 60 takım elbise ve Turnball & Asser markalı 200 el yapımı gömlekle yan yana duruyor. Ancak gezilerinde yanına pijama almıyor, çıplak uyumayı sevenlerden. Kraliyet ailesinin seyahate en çok para harcayan üyesi, Devlet Başkanı isimli jetiyle yolculuk ediyor. Kâh Yeni Zelanda'ya uçup kivi hayvanının tüylerinden yapılan geleneksel giysiyle haka dansını izliyor, kâh Freetown'da Sierra Leone National Band Troupe ile davul çalıyor, kâh rastalı beresiyle Jamaika'yı geziyor. Amerika'ya yaptığı gezilerde gizli servisin kendisi için kullandığı takma isim "tek boynuzlu at". 68 yaşındaki vâris, derdini Fransızca, Almanca ve Galce anlatabilmenin yanı sıra Arapça dersleri de alıyor. Klosters'da ve Transilvanya'da Karpatlar'ın eteğinde olmak üzere iki dağ evi bulunuyor. Yemek konusunda çok titiz. Sebzelerinin belli bir marka suyun buharıyla pişmesi ve 16.00-17.00 arasındaki çay saati çok önemli. Çay saatinde muffin ve haşlanmış yumurta tercih ettiğinden özel şefi aynı anda yedi yumurta haşlayarak en azından birinin tam kıvamında pişmesini garanti altına alıyor. 


Rene Redzepi


RENE REDZEPI 

Dünyanın en yaratıcı restoranlarından Kopenhag'daki Noma'nın kurucusu ve efsanevi şefi Redzepi, yerel ve mevsimsel malzemeler bulmak için çıktığı gezilerle ünlü. Noma'nın üst katındaki test mutfağının yanı sıra kurduğu Nordic Food Lab'de de deneyler yapmaktan geri kalmıyor. Kendi deyimiyle "Frankenstein'ın deposu" olarak anılan bu kanal teknesi olan restoranında şef, botanist ve biyolog takım arkadaşlarıyla ren geyiği dili, deniz topalağı, balık pulu gibi malzemelerle çalışıyor. Noma ekibiyle gastronomik dünya turlarına çıkan Redzepi bir keresinde ekibi Tokyo'ya ve ardından Sidney'e sürüklemiş, içinde timsah etinin de yer aldığı 12 tabaklık bir tadım menüsü hazırlamıştı. Bu yemeğin araştırma süreci Aborijin mutfağını da kapsayan bir çerçevede, iki ay boyunca Arnhem Land ve Tiwi adalarının vahşi doğasında gezinmeyi gerektiriyordu. Buradan da Meksika'ya gidip ülkenin çeşitli soslarını keşfetmişti. Danimarka ve babasının anavatanı eski Yugoslavya arasında geçen çocukluğunda bol bol böğürtlen toplamış, kestane pişirmiş olan şefin evdeki güncel menüsü oldukça sade: Fırında tavuk, çavdar ekmeği ve karpuz. Sıkı bir heavy-metal dinleyicisi olan Redzepi, sabahları ekibini restoranı sarsan Metallica şarkılarıyla harekete geçirmeyi seviyor.


Condé Nast Traveller Türkiye / Seçilmiş İçerikler


Condé Nast Traveller Türkiye Sayılar