PLASTİK GEZEGEN

Atlas / Ağustos 2020

Koronavirüs salgınıyla hayatımıza giren maske ve eldivenler ile önce sokakları, şimdi de dünya denizlerini kirletmeye başladık. Uzmanlar, çok yakında Akdeniz’de denizanasından çok maske yüzebileceğini söylüyor. Ucuzluğu, kullanım kolaylığı ve hafifliği sayesinde geçen yüzyılın ikinci yarısında hayatımızın her alanına giren plastik, başlangıçta endüstrinin “harika çocuğu” olarak görüldü. Bugün ise yarattığımız plastik kirliliği ve kullan-at kültürü gezegenimizin en acil krizleri arasında.
“Plastik” yaşamlar arasına sıkışmış bir gencin çaresizliğini anlatan The Graduate’te, aile dostları olan McGuire’ın genç Benjamin’e bol para kazanacağı bir iş olarak plastik sektörünü işaret etmesi, 1967 yılına göre oldukça vizyoner bir kehanet sayılabilir. Yakında başlayacak olan plastik çağına ilişkin ilk işaret fişeği Blow adı verilen şişme koltuktu. Ünlü İtalyan tasarım firması Zanotta, plastikten yapılma şişme deniz koltuğu “Blow”un tanıtımını o yıl yapmış ve bu şişme koltuk kısa sürede, tüketime dayalı yeni yaşam tarzının ikonik sembollerinden birine dönüşmüştü. PET şişelerde satılmaya başlanan suların pazara hâkim olmasına henüz birkaç yıl vardı. Ancak ucuzluğu, kolay kullanımı ve hafifliği sayesinde plastik, neredeyse
bütün endüstrinin harika çocuğu olarak görülmeye başlamıştı. Bu yönelim tekstilden otomotiv endüstrisine, gıda sanayiinden inşaat sektörüne kadar plastiğin neredeyse bir çılgınlık seviyesinde kullanılması yol açtı. 1970’lerde plastik tıpkı otomobil, tren  uçak gibi insan yaşamını kolaylaştıran bir buluş olarak nitelendiriliyordu. Bir anlamda Midas’ın altını gibiydi plastik modern insan için. Nasıl ki Midas, Şarap Tanrısı Dionysos’tan daha çok zengin olması için dokunduğu her şeyin altına dönüşmesini dilemişse, modern insan da dokunduğu her şeyi plastiğe dönüştürmeye başladı; pipet, bardak, poşet ve her şey. Doğada uzun yıllar çözünemeyen sentetik bir madde olan plastiğin yavaş yavaş bir çevre felaketine yol açabileceğine değinen ilk kehanet The Graduate’ten tam 10 yıl sonra geldi. The New York Times’ta 23 Şubat 1977’de yayımlanan bir makale
plastik kullanımıyla kanser arasındaki korelasyonu ortaya koyan bir araştırmaya dikkat çekiyordu. Aynı yıl 25 Eylül’de “Petrokimyasalların Vaadi ve Tehlikesi” başlığını taşıyan başka bir The New York Times makalesi petrokimya sektörünün ürettiği plastik mamullerin yol açtığı sağlık ve çevre sorunlarını gündeme getiriyordu. Ancak bu ve benzeri yayınlar plastiğin neredeyse tüm sektörler tarafından büyük bir iştahla kullanılmasının önüne geçmedi. Tam tersine plastik endüstrisi her geçen
gün daha da büyüdü, böylece doğada çözünmeden yüzyıllar boyunca kalabilen plastikten adalar oluşmaya başladı. 
11 BIN METRE DERINLIKTE PLASTIK TORBA
Bugün geldiğimiz nokta ibret verici. Plastik kirliliği, temiz kıta olarak korunmaya çalışılan Antarktika’ya kadar ulaştı. Çevre örgütü Greenpeace, Antarktika Okyanusu’nda 2018 yılında yaptığı araştırmada hem deniz yüzeyinde, hem de deniz dibinde mikroplastik parçacıklarına rastlandığını açıkladı. Sadece bu değil. Bir yıl önce ABD’li ünlü kâşif Victor Veskovo özel bir denizaltıyla indiği Büyük Okyanus’taki Mariana Çukuru’nda, yani tam 11 bin metre dipte plastik torbalara rastladı Plastik kirliği en başta dünyadaki suların yüzde 97’sini oluşturan okyanusları tehdit ediyor. Okyanusların beş bölgesinde, toplamı neredeyse bir kıta büyüklüğüne yaklaşan dev plastik adalar oluşmaya başladı. Öyle ki, Birleşmiş Milletler 2050 yılında denizlerdeki toplam plastik ağırlığının balık ağırlığını geçeceği uyarısında bulunuyor. Sadece okyanuslar değil, iç denizler de plastik atık tehdidi altında; özellikle de Akdeniz. Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF), Akdeniz’de kilometrekare başına 1 milyon 250 bin parça mikroplastik atık bulunduğunu açıkladı. WWF bu kirliliği en çok yaratan iki ülkenin Türkiye ve İspanya olduğunu
söylüyor. Buna göre Türkiye sahillerinden Akdeniz’e her gün 144 ton plastik madde atılıyor. Greenpeace Akdeniz bu tehlikeyi daha da somutlaştırıyor. Akdeniz ile Ege ve Marmara denizlerinde yaşayan canlılar üzerinde araştırmalar yapan .rgüt, insan sağlığını tehdit eden çok çarpıcı bulgulara ulaştı. Buna göre, bu denizlerde yaşayan tüm balıkların yüzde 44.3’ünde mikroplastik bulunuyor. Balık başına düşen mikroplastik kirliği açısından Ege Denizi alarm veriyor. Ege Denizi’nde balık başına
düşen mikroplastik sayısı 1.7. Bu sayı Marmara Denizi’nde 0.85’e, Akdeniz’de ise 0.74’e düşüyor. Bu sayılar iki tehlikeye işaret ediyor. İlki, balıklar mikroplastiği beslenme zinciri içinde bünyelerine alıyorlar. Böylece aynı beslenme zinciri içinde balık ve deniz ürünleri tüketen insanlar da mikroplastiği bünyelerine almış oluyor. ikinci tehlike; mikroplastik beslenme zinciri içinde bulunan tüm canlı  türlerinin sağlığını tehdit ediyor.

Atlas / Seçilmiş İçerikler


Atlas Sayılar