İÇİNDE OPERA GEÇEN FİLMLER

Andante / Temmuz 2020

Kaynağını çoğu zaman edebiyattan alan sinema ve opera, aslında klasik görüşe inat birbirine rakip olmaktan ziyade bütünleyici niteliktedir. Özellikle opera, “sıradan” müziğin film örgüsünün özüne inmeye yetmediği durumlarda hem besleyici unsur hem de ana tema olarak filmlerde sık sık kullanılır. Sinema ise operadaki unsurları genişletme ve daha fazla görselleştirme kapasitesiyle bu zengin hazineden hakkınca istifade eder. Gelin, bu yazıyla iki büyük sanatı ele alan ve bu ikiliden beslenen filmleri, vokal müziğin ağırlığını temel alarak, izleme zevkini örselemeyecek, aksine ilgi uyandırabilecek ipuçlarıyla keşfedelim veya anımsayalım.
Luchino Visconti / 1954 
İtalya’nın 19. yüzyılda Avusturya tarafından işgal edildiği dönemde İtalyan bir kontesin Avusturyalı bir askerle girdiği yasak ilişkinin hikâyesi, aynı zamanda opera ve tiyatro oyunları da yöneten Visconti tarafından sosyal ve politik çerçevede, büyüleyici renkler ve mekânlarla anlatılıyor. İkilinin öyküsü, kendilerininkine benzer şekilde La Fenice Operası’nda Verdi’nin Il Trovatore operasının gösterimiyle başlıyor. Operayla paralel bir şekilde aşk, tutku, ihanet ve entrika ekseninde
ilerleyen filme İtalyan operasının önde gelen isimlerinden Anita Cerquetti ile Gino Penno sesleriyle apayrı bir boyut katıyorlar. Bu seslere ek olarak Anton Bruckner’in 7. Senfoni’sinden kesitler, filmin hem coşkun hem de hüzünlü atmosferine ayrı bir renk katıyor. John Schlesinger / 1971 
 1972 yılında Akademi  ödülleri’nde en iyi yönetmen, en iyi senaryo, en iyi kadın ve en
iyi erkek başrol dallarında aday gösterilen ve BAFTA .dülleri’nde beş .dül alan bu İngiliz filminde 20’li yaşlarında biseksüel, sanatçı bir erkek; orta yaşlı, beş çocuklu ve boşanmış bir kadın ve 50’li yaşlarda bir erkek doktorun birbirlerinden haberdar olarak yaşadığı ünlü ilişkinin son bir haftası anlatılıyor. Filmde kadın ve adam, genç erkeğin kendilerini diğeri ile aldattığının, Amerika’ya gideceğinin ve muhtemelen dönmeyeceğinin, onunla geçirdikleri her anın, aslında vedanın bir parçası olduğunun farkındalar ve ilişkilerini gerilim olmadan sürdürmeye taraftarlar. Film boyunca laytmotif olarak kullanılan Mozart’ın Cosi
fan tutte operasından “Soave sia il vento” triosu, aşk, bağlılık, arzu, veda ve acıyı gayet yetkince anlatıyor: “Tatlı essin rüzgâr, sakin olsun dalgalar ve her şey iyilikle cevap versin arzularımıza.”
Liliana Cavani / 1974
Gösterime girdiği dönem büyük yankı uyandıran bu psikolojik dramda, 1957 yılında orkestra şefi eşinin Mozart’ın Sihirli Flüt’ünü yönetmesi vesilesiyle Viyana’da bulunan bir kadının, kaldığı otelde Nazi toplama kampındayken kendine işkence yapan adamla bir “gece bekçisi” olarak karşılaşmasının .yküsü anlatılıyor. İkilinin sıra dışı hikâyesi, opera temsili esnasında geçmişe dönüşlerle seyirciye aktarılıyor. Filmde ünlü şef Karl Böhm’ün yönetimindeki opera seçkilerinin yanı sıra, Gluck’un Don Juan’ına ve Marlene Dietrich’le ün kazanan “Wenn ich mir was wünschen dürfte” adlı şarkıya yer veriliyor.
Jean-Jacques Beineix / 1981
Rivayetlere göre ana karakterinin ünlü Amerikalı soprano Jessye Norman’dan esinlenerek yaratıldığı ve “Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film” listesinde yer alan bu Fransız filminde, opera seven bir postacı olan Jules’un, sesini gizlice kaydettiği, prensipleri nedeniyle hiç plak yapmamış siyahi bir opera şarkıcısı nedeniyle başının derde girmesi anlatılıyor. Tayvanlı gangsterleri, polis yolsuzluğunu ve sabahın erken saatlerinde Paris’ten birçok güzel fotoğraf içeren film boyunca süre gelen Catalani’nin La Wally operasından “Ebben? Ne andrò lontana” isimli arya hüzünlü bir zarafetle sesinin azalan gücüyle yüzleşmek zorunda kalan bir divayı şu sözlerle anlatıyor: “Orada, beyaz karın üzerinden gideceğim, yalnız ve uzaklara gideceğim, altın bulutların arasından.”
Werner Herzog / 1982
Batı Almanya ve Peru ortak yapımı olan ve çekimleri ü. yıl süren bu dramatik macera filminde, önceki yüzyılın başında İrlanda asıllı saplantılı bir opera aşığının Güney Amerika ormanlarının derinliklerinde opera binası inşa etme çabaları anlatılıyor. Perulu kauçuk kralı Carlos Fermín Fitzcarrald’ın 1890’lardaki gerçek hayat hikâyesinden esinlenilerek çevrilen, Cannes Film Festivali ve San Sebastian Film Festivali’nde .düller alan, tutku ve insanüstü mücadeleyi irdeleyen bu filmde ünlü İtalyan tenor Enrico Caruso yâd edilip 1902- 1906 yılları arasında yaptığı orijinal kayıtlar aktarılıyor. Film müziği olarak ise Giuseppe Verdi’nin Ernani’sinden, Vincenzo Bellini‘nin I Puritani’sinden ve Giacomo Puccini’nin La Bohème’inden b.lümlerin yanı sıra Richard Strauss’un Tod und Verklaerung’undan parçalar kullanılıyor.
Miloš Forman / 1984
Avusturyalı tiyatro yazarı Shaffer’ın aynı adlı oyunundan uyarlanan ve Akademi .dülleri’nde sekiz .dülün yanı sıra Golden Globe ve BAFTA’da da .düller alan filmde Mozart’ın  “sözde” rakibi Salieri’nin durumunu en iyi anlatan repliklerden biri, kendine ait bir iç konuşmadır: “Tanrım bu bana nasıl bir cezadır ki bu adama böyle bir yetenek verdin, bana ise sadece bu yeteneği anlayabilecek kadar bilgi verdin.” Filmin gösterişli opera sahneleri arasında Figaro’nun Düğünü, Sihirli Flüt’ten
Gece Kraliçesi’nin aryasının ilhamının bir hikâyesi ve Don Giovanni’nin sahnelenmesi ile Saraydan Kız Kaçırma yer alıyor. Film Mozart’ın .lüm döşeğinde yazdığı Requeim’in Confutatis b.lümünün besteleniş süreciyle, cenaze töreni esnasında ise Lacrimosa ile taçlanıyor.

Andante / Seçilmiş İçerikler


Andante Sayılar