EDISON - TESLA KARŞI KARŞIYA: AKIM SAVAŞLARI

All About History / Mart - Nisan 2021

Bu iki elektrik duayeninin enerjinin geleceği üzerine tutuştukları ve dünyayı değiştiren kavgada kıyametler koptu.
Yazar: Laura Mears
Cüsseli köpek sahneye çıkarılırken titriyordu. Ağızlık takılmış Newfoundland cinsi siyah köpeğin ön ve arka bacaklarından iki elektrot sarkıyordu. Kafesin kapısı gıcırdayarak kapandı. Harold P. Brown, bekleyen kalabalığın karşısında kabloları jeneratöre taktı ve güç şalterini çevirdi. Voltaj kadranını çevirmeye başladığında köpek acıyla havlayıp kaskatı kesildi. Doğru akım hayvanın vücudunda dolaşırken, voltajı 1000 volta kadar yükseltti. Jeneratörü kapattığında hayvan hala hayattaydı.

Kabloları çıkarıp salonun önündeki bir başka jeneratöre takarken, “şimdi kendini daha iyi hissedecek” diye açıklama yaptı. Voltaj büyüklüğünü 300 voltluk alternatif akım olarak belirledi. Şalteri çevirdi; köpek aniden kasıldı ve ardından öldü. Bunun üzerine Brown, muzafferane bir şekilde, “alternatif akım yalnızca köpek barınaklarında, mezbahalarda ve devlet hapishanelerinde kullanıma uygundur” dedi.

Sene 1888’di… Akımların Savaşı sürüyor ve Amerikalı mucit bir iddiayı kanıtlamak istiyordu. Ülkenin elektriğe ihtiyacı vardı, ancak elektriğin nasıl dağıtılacağı şiddetli bir tartışma konusuydu. Bu tartışmanın merkezinde dönemin en büyük iki mucidi bulunuyordu: doğru akımı savunan Thomas Edison ve alternatif akımı savunan Nikola Tesla.

Edison, Amerikalı bir mucit ve iş insanıydı. Elektrik alanındaki kariyerine alt kademelerden başlayıp yükseldi; bir telgraf operatörüyken ampulün ve fonografın saygın mucidi oldu. Oldukça titiz ve sistemli bir insandı, sektörde başarılıydı. Edison Elektrikli Aydınlatma Şirketi, Amerika Birleşik Devletleri genelinde evleri aydınlatan akımın dağıtımını yapıyordu.

Tüm imparatorluğu, doğru akım (tek yönlü elektrik akışı) üzerine kuruluydu. Şirketi, ürettiği doğru akım jeneratörlerini yaygınlaştırmak için çalışıyordu. Bu jeneratörler insanları ışığa kavuşturup, diledikleri kadar müzik dinleyebilmelerini sağlıyordu. Fakat Nikola Tesla’nın aklında başka bir fikir vardı.

Sırp mucit ABD’ye 1884’te geldi ve Edison tarafından işe alındı. Edison Machine Works şirketinde haftada 18 Dolar gibi hatırı sayılır bir ücrete çalışan Tesla, usta mucidin talimatları doğrultusunda elektriği uzun mesafeler boyunca iletmenin daha iyi bir yolunu bulmakla görevlendirilmişti.

İnsanların evdeki ampulleri çalıştırabilmek için 100 voltluk elektriğe ihtiyacı vardı. Dolayısıyla, Edison’ın ürettiği elektrik, bu büyüklükte ve sabit olacak şekilde kalın bakır kablolar aracılığıyla iletiliyordu. Fakat elektrik kablolarda iletilirken bir miktar enerji kaybı yaşanıyordu. Evlere yakın yerlerde kurulacak çok sayıda küçük jeneratör sayesinde bu kayıp önlenebilirdi. Ancak bu, masraflı ve külfetli bir çözümdü.

Tesla’nın büyük fikri, elektrik hatlarında alternatif akım kullanmaktı. Elektrik, tek yönlü hareket etmek yerine, saniyede pek çok kez yön değiştirerek ileri ve geri gidecekti. Bu sayede, trafolar (transformatör) kurmaya olanak tanıyacak değişken manyetik alanlar yaratılacaktı. Bu aygıtlar, yani trafolar, voltaj büyüklüğünü istenilen miktarda artırmak ya da azaltmak için kullanılabilirdi. Ana fikir şuydu: Elektrik, uzun mesafeleri yüksek voltajlarda kat edecek, evlere ulaştığında ise voltaj düşürülecekti. Doğru akımla bunu yapmak mümkün değildi.

Bu fikir Edison’ı pek etkilememişti. İş bitirici bir insan olduğundan, Tesla’nın hayal âleminde yaşadığını ve “bilimin şairi” olduğunu düşünüyordu. “Tesla’nın görüşleri fevkalade, fakat uygulamaya koymak mümkün değil” diyordu.

Edison’a göre alternatif akım tehlikeliydi. Elektrik akımının bu şekilde sürekli yön değiştirmesinin çakışmalara yol açabileceğine inanıyordu. Ayrıca, yüksek voltajlı enerji hatları akla hayale sığmaz şeylerdi. Tüm bunların yanı sıra Edison, yalnızca ABD’de 1000’i aşkın patentli icadı olan üretken bir mucitti. Eğer alternatif akım benimsenirse, insanlar Edison’ın icatlarını kullanamazlardı. Tesla’nın fikirlerini desteklemeyi reddedip, zahmetine karşılık haftalığına 7 Dolar zam yapmayı teklif etti. Ancak çırağı bunu kabul etmeyip çekip gitti.

Edison’ın bu basiretsizliğine çok kızan Tesla, alternatif akımı temel alan buluşunu ABD’de bizzat hayata geçirmek için kolları sıvadı. İyi bir başlangıcın ardından zor günler geçirmeye başladı. Kıt kanaat yaşamaya yetecek kadar parası olduğundan, ağır işçi olarak işe girip çukurlar kazarak haftada birkaç dolar kazandı. Fakat nihayetinde, Tesla Elektrik Şirketi’ni kurmaya yetecek meblağı topladı.

Tesla’nın yenilikçi fikirleri, demiryollarına yatırım yapan zengin iş insanı George Westinghouse’un ilgisini çekti. Gelişen ulaşım sektörüne yaptığı yatırımlardan büyük kazançlar sağlayan Westinghouse, yeni bir meydan okumaya hazırdı ve ABD’nin yükselen elektrik devlerinin üstesinden gelmek tam da aradığı şey gibi görünüyordu. Daha önce alternatif akımla amatör olarak ilgilendiğinden, Tesla’nın buluşları onu heyecanlandırmıştı.

Newfoundland cinsi zavallı köpeğin halka açık bir şekilde infaz edilmesinden bir yıl önce Tesla, çok sayıdaki yeni fikrini çalınmaktan korumak adına yedi patent almıştı. Yalnızca elektrik üretmekle kalmayıp, ayrıca elektriği uzun mesafelerde taşıyacak ve voltajı düşürüp yükseltecek topyekun bir güç şebekesi tasarlamıştı. Bu güç şebekesinin öteki ucunda kullanılabilecek motorlar ve ampuller de tasarlamıştı.

Tesla iş insanı değildi, sadece mucitti, fakat Westinghouse, kendi Steve Wozniak’ını bulmuş bir Steve Jobs’tı. Tesla’nın fikirlerini, Edison’ı alaşağı edecek bir yatırıma dönüştürdü. Tesla, 10.000’i nakit, 60.000 dolar, 150 hisse ve Westinghouse’un sattığı her bir elektrik beygir gücü başına 2,5 Dolar karşılığında patentlerini Westinghouse’a sattı. Savaş başlamıştı...

Westinghouse Elektrik, ABD genelinde, Edison’ın jeneratörlerinin ulaşamayacağı bölgelere ulaşan jeneratörler kurmaya başladı ve Edison’ın müşterilerini kapmak için fiyat kırdı. Bakırın fiyatı artıyordu, Edison’ın işleri tehdit altındaydı. Üstüne üstlük, buluşları rakipleri tarafından kullanılıyordu. Burnundan soluyarak, “ne büyüklükte olursa olsun, böyle bir sistemi hayata geçirmesinden sonraki altı ay içerisinde Westinghouse bir müşterisinin ölümüne sebep olacak” diyordu.

Şirketi, 1888’de gazetecilere alternatif akımın tehlikelerini ayrıntılarıyla anlatan bir mektup gönderdi. Bir yandan da ortağı Harold P. Brown, hayvanları elektrikle öldürdüğü korkunç kamuoyu kampanyasını başlattı. İlk köpeğin ölümünün ardından, bu sapkın şovunu New York genelinde sergilemeye başladı ve sahipsiz hayvanları dehşetle izleyen gazetecilerin karşısında öldürerek, alternatif akımın kamu güvenliği adına tehdit oluşturduğunu ileri sürdü.

All About History / Seçilmiş İçerikler

Cadı avı
Mart - Nisan 2021

Cadı avı

Erken modern dönemde Avrupa ve Amerika’da binlerce kişiyi işkenceyle öldüren cadı avcıları vardı. Pe...


All About History Sayılar