Efsane Türkiye’de

TopGear / Temmuz - Ağustos 2017

Yıllardır TopGear ve diğer İngiliz dergilerinden “onu bir gün kullanma umuduyla okuduk”. O gün geldi çattı; Lotus Elise’in direksiyonundayız...

Bugün sanırım yazın başladığı gün. Hava yanıyor. Santigrat derecelerin bir önemi yok, aslında içimi ısıtan başka bir şey var. Birkaç gün önce bir mail aldım Motoreal’dan Berker Taç, ithalatını gerçekleştirdikleri Lotus’larla ilgili benimle görüşmek istediğini yazmıştı. Nasıl yani? Lotus? En son Lotus’u görmedim bile, pist günlerine katılan bir Evora olduğunun efsanesini duydum. Hemen buluştuk. Karşımda iki heyecanlı adam var (ortak Can Öztürk’de bizimle). Maceranın nasıl başladığını anlatırken biz yemeğe bile başlayamıyoruz. Çok şikayetçi değilim ama yemekler de güzel görünmüyor değil. Macera aslında tamamen tutkuyla başlıyor. Lotus hayranlığı, bu iki adamı Lotus’u Türkiye’ye getirmeye kadar sürüklüyor. Müşterilerden çok kendilerine bir topluluk yaratacaklarını söylüyorlar. Haksız sayılmazlar. Gözleri ve heyecanları bana maddiyatla fazla işleri olmadığını söylüyor. Neyse daha fazla duygusallaşmayayım. Daha sonra birkaç telefon görüşmesinin ardından bugün Motoreal’in Kemerburgaz’daki showroom’una doğru yola çıkıyorum. Çok sıcak olduğunu söylemiştim değil mi? Tamam. Burası hepimizin seveceği detaylarla dolu. Oturduğumuz koltuklar özel tasarım, kafamı kaldırdığımda aydınlatmalar karbon, hatta klima bile karbon kaplama. Duvarlar Lotus’un kurucusu Colin Chapman’ın sözleriyle dolu. Biraz sohbetin ardından o an geliyor, Elise’in anahtarlarını bana doğru uzatıyorlar. Otomobile inip binmek için kısa bir eğitim alıyorum. Üstü açık ya da kapalıyken farklı şekillerde biniliyor. Ama bu yazıyla anlatılacak türden bir tarif değil. Üst demişken, otomobilde bir bez tente bulunuyor. Mandallarından kurtarıp, katlayıp bagaja atabiliyorsunuz. Ve gökyüzüyle buluşuyorsunuz. Kapı kolları yok. Onun yerine yuvarlak krom kilitlere basıp kapıyı açıyorsunuz. Bu arada tasarımı da oldukça güzel görünüyor. Hatta onu tam karşınıza alıp baktığınızda sanki size gülümsüyor. Ama hayatımda ilk kez bir otomobilin yanında kendimi büyük hissettiğimi itiraf etmeliyim. Elise, oldukça küçük bir otomobil. Bu küçüklük tabii ki içeriye de yansıyor. Havalandırma kontrollerinden, direksiyona “küçüklük” tüm detaylara yansımış. Aslında bunun nedeni ağırlık transferi. Öyle ki sağ koltuğa ayar yapamıyorsunuz. Buradaki mekanizma kullanılmayarak ağırlık tasarrufu sağlanmış. Ağırlık tasarrufu için yapılan şeyleri buraya yazarsam sanırım sığmaz. En iyisi Colin Chapman’in bir sözünü hatırlayalım: “Basitleştir, sonra üstüne hafiflik ekle!”. İçeride her şey bu felsefede dolayısıyla son derece basit. 


TopGear / Seçilmiş İçerikler

Dans Kulübü
Temmuz - Ağustos 2017

Dans Kulübü

Porsche’nin 911 GT3 RS’i, uzun zamandır pist için en uygun seçenekti. Ama şimdi Alman iç savaşı çıkt...


TopGear Sayılar