NEDEN HEP DAHA FAZLASINI İSTİYORUZ?

Psychologies / Ağustos 2017

Asla memnun değiliz, asla tatmin olmuyoruz. Sınırsız dürtülerimiz ve bilinçdışı arzularımız bize rağmen bizi yönlendirmeye devam ediyor.

İnsanlar, hayvanlar gibi ilkel içgüdüleri tarafından yöneltilmiyor ama insanların daha sofistike dürtüleri var. Cinselliğin yanı sıra ağızla ilgili tatminlerle ilişkili oral dürtülere, mülkiyet, maddiyat, güçle ilgili olan anal dürtülere ve son olarak da skopik yani seyretme zevkiyle ilgili dürtülere sahibiz. Dürtü, bir amaca veya bir objeye (bu bir kişi veya obje de olabilir) doğru iten bir güç, bir hareket anlamına geliyor. Bu güç, açgözlülüğümüzü tatmin etmeye veya gerginliğimizi azaltmaya da yarıyor. Ancak dünyadaki hiçbir şey dürtüyü tam olarak sakinleştirmeye yetmiyor. Bu sonsuz döngü böyle sürüp gidiyor. Hiçbir şey bize yetmiyor. Hayvanlar mamaları bitince doyup kenara çekiliyor. Bizde ise görüntüsü iştah açıcı bir yemek, aç değilsek bile yeme arzusu uyandırıyor. Çikolataları akan bir pasta, tok olsak bile hayır diyemediğimiz bir şey. Diğer bütün türler hayatta kalmak için yemelerine karşın biz

kolesterolümüzün veya şekerimizin yükselmesi riskini göze alarak yemek yemeye devam ediyoruz Hayvanlar çiftleşme döneminden sonra karşı cinsteki türdeşleriyle ilgilenmezken, biz her gün, yaşamımızın son gününe kadar cinsel açlık duyuyoruz. Cinsel dürtülerimizin hormonal değişimlerle çok az ilgisi var. Biz fantezilere sahibiz. Önümüze gelen ilk kadın veya erkekle birlikte olmuyoruz, kendi hikayemize dayanarak tercihler yapıyoruz. Bu bizi çokeşli hale getiriyor, hatta aynı anda birkaç ilişki yaşıyoruz. Daha fazla nasıl zorlaştırabiliriz ki?


Psychologies / Seçilmiş İçerikler


Psychologies Sayılar