Ağacın Bilgeliği

National Geographic Türkiye / Mart 2017

Esin verir, rahatlatır ve bize her şeye rağmen yaşamın sürüp gittiğini anlatır.

YAZI: CATHY NEWMAN
FOTOĞRAFLAR: DIANE COOK VE LEN JENSHEL

Ağaç halkalarının Dünya’nın iklim tarihini açıklayacağına inanan araştırmacı Edmund Schulman, yazlarını Amerika batısında geçirerek en yaşlı türleri bulmaya çalıştı. Aradığını budaklı küçük bristlecone çamında buldu. 1957’de, 4 bin 789 halkalı Methuselah’ı keşfetti. (Tarihi ağaç hâlâ ayakta, yeri sır gibi saklanıyor.) 1964’te bir başka araştırmacı Nevada’daki görkemli bir ağacın yaşını saptamak için örnek almaya çalışırken matkabın ucu kırıldı. Ardından inceleme yapmak için kesilen ağaçta toplam 4 bin 862 halka bulununca, biliminsanları o dönemde bilinen en yaşlı ağacı istemeden yok ettiklerini anlamıştı.


ÇOCUK VEREN GİNKGO
Tokyo, Japonya

Tokyo’da, Zoshigaya Kişimojin Tapınağı’nın avlusundaki ağaç, geleneksel inanca göre duacılarına doğurganlık sağlıyor. Çocukları koruyan tanrıça Kişimojin’in geçmişinde aslında karanlık bir yan var. Sayıları olasılıkla binleri bulan çocuklarını doyurmak için başkalarının çocuklarını yiyordu. Ona ders vermek isteyen Buda, çocuklarından birini sadaka kâsesine saklamıştı. Endişeli Kişimojin, Buda’ya yalvarmış, Buda da onu yol açtığı acılardan dolayı uyarmıştı. Bu olaydan ders alan Kişimojin, tüm çocukları koruma sözü vermişti.


Her ağacın bir öyküsü vardır. Bazılarınınki dokunaklı olmanın da ötesine geçer. İçinde anılar barındırır, inancı somutlaştırır, hüznü ifade eder. Hayallerimizi süsler; fantezilerimiz ve de korkularımızla dolu ormanlarda, güzel ve bir o kadar da tuhaf şekiller alır. Masalların ve efsanelerin ormanlarında, hayaletler, büyücüler ve evvel zaman içindenin kötü kalpli büyük kurdu, avcının okundan kıl payı kurtulan beyaz geyik ve tam zamanında ortaya çıkarak öykünün ebedi mutlulukla bitip bitmeyeceğini belirleyen bir münzevi gizlidir.

Ağaçların bize verdiği renkli metaforlar kullanırız: Tarihten bir yaprak deriz, kök salmaktan söz ederiz. Fikirler filizlenir ve meyvelerini verir. Yaprak dökümü yaşarız ama köklerimiz derindedir ve kimi zaman ormana bakarken ağacı göremeyiz.

Ağaçlar, dilde olduğu kadar düşüncede de esin kaynağıdır. Esinler atlasının en iyi bilinen koordinatları da kuşkusuz tek bir ağacın önünde kesişir. Bu bir elma ağacıdır ve İngiltere, Lincolnshire’da çitle çevrili bir bahçededir. Rivayete göre, 1666’da bu ağaçtan bir elma düşmüş ve Isaac Newton adlı genç adamın şu soruyu sormasına yol açmıştır: Elma neden her zaman yere dik olarak düşer?

Londra Kraliyet Derneği arşivlerindeki 18. yüzyıldan kalma elyazısı belgeye göre, bahçeye ve düşüncelere daldığı sırada Newton, üniversite veba yüzünden kapandığı için Cambridge’den eve gelmiştir. Aynı zamanda biyografisini de kaleme alan arkadaşı William Stukeley şöyle yazar: “Yerçekimi kavramı, düşüncelere dalmış otururken elmanın düşmesiyle aklına gelen bir fikirdi.” Bu olay, ağaçla bağlantısı olan ilk keşif anı değildi elbette –Buda, aydınlanmaya bodhi ağacı altında meditasyon yaparken ulaşmamış mıydı?

Newton'un Elma Ağacı


NEWTON'UN ELMA AĞACI
Lincolnshire, İngiltere

Sir Isaac Newton’un çocukluğunu geçirdiği Woolsthorpe Manor’un önündeki ağaçtan düşen elma, rivayet edildiği gibi bu önemli insanın kafasına çarpmamış, tüm elmalar gibi o da terra firma’ya düşmüştü. Ama 1752 yılında yayımlanan bir yazıda da belirtildiği gibi, gerçekten bir keşif anı yaşanmasına yol açmış ve bu fikir zamanla yerçekimi yasası şeklini almıştı. Gerçek “yerçekimi” ağacı 1820 civarındaki bir fırtınada devrilmiş, kökü yerinde kalmış ve daha sonra burada görülen ağaç filiz vermişti.

Boab Ağacı

BOAB AĞACI
Derby, Avustralya

Bodur ve boğumlu boab, bazıları bu ağacı kutsal sayan Aborijinlere su, yiyecek, ilaç, sığınak ve hatta mezar yeri sağlıyordu. Batı Avustralya’daki bu boab, Derby hapishane ağacı olarak biliniyor. Ancak Tasmanya Üniversitesi tarihçilerinden Kristyn Harman ve Adelaide Üniversitesi mimari antropologlarından Elizabeth Grant bu fikre karşı. Ağaç, Derby’ye götürülen Aborijin tutsaklar için nezarethane ya da konaklama yeri olarak tanınıyor belki ama gerek Harman gerekse Grant, "sömürgecilerin Aborijin halk üzerindeki zaferini sergileyen turistik bir yer olarak ağacı kullanan kasti bir davranış," addederek bu öyküyü reddediyor.


National Geographic Türkiye / Seçilmiş İçerikler

METROPOL
Ağustos 2017

METROPOL

Toplam nüfusun yarısından çoğunun kentsel alanlarda yoğunlaştığı bir dünyada megakentler, 21. yüz...

BUZDAKİ KRİZ
Temmuz 2017

BUZDAKİ KRİZ

İki makaleden oluşan Antarktika dosyasında, önce kıtanın buzla örtülü yüzeyinde çalışan bilim insanl...

DEHA
Mayıs 2017

DEHA

Bazı beyinler o kadar özel ki dünyayı değiştirebiliyor. Bu sıradışı insanların geri kalan herkese fa...


National Geographic Türkiye Sayılar