Halep düşse bile bu savaşın sonu olmayacak

Lacivert / Ocak 2017

Halep uzun vadede kalıcı olarak rejimin kontrolünde kalsa bile Halep’in düşmesi tek başına Suriye krizinin bittiği anlamına gelmiyor. Rusya bu gerçeği çok iyi bildiğinden aralık ayının ilk haftasından itibaren Halep’in batısındaki İdlib’e de eş zamanlı saldırılar başlattı. Çünkü Halep kendi başına büyük bir anlam ifade etmiyor, Halep alınacaksa yanında mutlaka İdlib de alınmalı. Zira Halep’e saldırırken oradan püskürtülen grupların İdlib’ten başka yönelecekleri yer yok.

Üç ay sonra Suriye’deki iç savaş tam altı yılını geride bırakmış oluyor. Bu süreçte Suriye’nin en büyük ikinci şehri olan Halep birçok kez, haftalar süren ağır saldırılara hedef oldu. Ancak hiçbirisi son bir aydaki kadar yıkıcı olmamıştı. Halep’teki son saldırı zincirinde yaklaşık 1200 insan hayatını kaybetti ancak yıkımın bilançodan ziyade ortaya çıkardığı asıl tablo, rejim askerlerinin Halep’in doğusundaki birçok bölgeye yaklaşık dört yıl aradan sonra ilk kez ayak basmaları oldu. Halep’teki havalimanı yahut eski şehir olarak bilinen kale ve çevresine yıllar sonra ilk kez girdiler. Halep hem ağır saldırı hem de kuşatma altında tutuldu. Kuşatma nedeniyle 200 bin belki daha fazla sayıda sivil mahsur kaldı. Bir yandan katliamlar yapılırken diğer yandan rejimin zafer kutlamalarına tanık olduk.

Türkiye ise bütün süreci yakından takip etti. 1 Aralık’tan itibaren Rusya ile Halep konusunda sürekli sıcak temas kuruldu ve bu durum 13 Aralık akşamı ateşkes hamlesiyle somut bir karşılık buldu. Tahliye süreci ilk etapta İran’ın engelleme girişimlerine hedef oldu, otobüslere ateş açıldı, siviller katledildi. Bu aşamada Türkiye yine devreye girdi, birkaç günlük duraklamanın ardından tahliyeler yeniden başladı. Geldiğimiz noktada en az 40 bin sivil kuşatma bölgesinden kurtarıldı. Tahliye aşamasında sona gelinirken Ankara’da Rus büyükelçisi suikasta hedef oldu. Ertesi gün ise Moskova’da Halep zirvesi vardı. Birileri Halep ateşkesinden de Suriye krizinin Türkiye ve Rusya ekseninde çözülmesinden de rahatsızdı anlaşılan. Bu rahatsızlık da şok bir suikastla ayyuka çıktı. Neticede Türk-Rus ilişkileri 24 Kasım 2015’teki gibi bir krize girmedi aksine saflar daha da sıklaştı.

HALEP’TEKİ KUŞATMA SÜRECiNDE BİR AYDA YAKLAŞIK 1200 SİVİL KATLEDİLDİ

Meseleyi bütün bu pencerelerden değerlendirdiğimizde Halep, Suriye krizinin tamamını olmasa da önemli bir kısmını karşılayabilen bir boyuta sahip. Özellikle son iki yıldır iç savaşın Suriye’nin kuzeyine odaklandığını düşünecek olursak, Halep kilit nokta olarak karşımıza çıkıyor. Halep’in rejim tarafından ele geçirilmesi Suriye krizini kökünden bitirmez. Kaldı ki Halep’in rejim askerleri mi yoksa onları desteleyen Suriye dışı güçler tarafından mı kuşatıldığı sorusu da fazlasıyla tartışmaya değer. Zira aralık ayının ilk günlerinden itibaren Halep’in doğusundan gelen görüntülerde Halep Kalesi’ne çıkan askerlerin her ne kadar Şam rejiminin adamları olduğu vurgulansa da kuşatmadaki asıl büyük güçlerin Rusya, İran ve Hizbullah olduğu bir vakıa. 

Meseleye dair en büyük soru işaretlerinden biri de Halep’in doğusunda uzunca bir süredir ipleri elinde bulunduran muhalif grupların bölgeden çekilme süreçleriyle ilgili. Bu muhalif gruplar arasında eski adı Nusra Cephesi olan, El-Kaide’den ayrıldıktan sonra da adını Şam Fethi Cephesi olarak değiştiren örgütün olduğunu görüyoruz.


Lacivert / Seçilmiş İçerikler


Lacivert Sayılar